Kitabı okumaya çok yoğun ve sıkıntılı bir zamanımda başladım. Tatile çıkarken de hazırlamış olmama rağmen evde unutunca ancak dönünce bitirebildim. Fakat iyi ki okumuşum dediğim kitapların arasında yerini aldı. Gerek hikayesiyle, gerek üslubuyla beni zenginleştiren bir eser oldu çünkü.
Yazım tarzı normal romanlardan farklı, herkes yaşadığını kendi ağzından anlatıyor. Bu detay benim çok hoşuma gitti. Büyük aksiyonlar olmadan merakı hep canlı tutuyor. Eserle ilgili ayrı bir güzellik de yer yer faydalı bilgiler içeriyor olması. Bir tarihçi olarak bu benim çok ilgimi çekti.
Roman bir fotoğraf ile başlıyor ve onun hikayesi etrafında şekilleniyor. O fotoğraftan tıpkı yazarın zarif bir şekilde anlattığı Tuna gibi bir nehir akıyor sanki okuyucuya doğru. Kelimelerden oluşan o nehirde kaç göç hikayesi, dünyanın başka köşelerinden hikayeye katılan kaç insan selam veriyor bize... Kurgu çok güzel. Gerçekten muazzam. Son kısmın hikayeye bağlanışı bile harika.
Velhasıl yazarına beni bu eserle tanıştırdığı için çok teşekkür eder, eseri ısrarla tavsiye ederim. Sevgiyle ve kitaplarla kalın.