Astım ilacı "efedrin", sürat koşucularının depara tepki süresini kısaltarak harekete geçişini kolaylaştırmaktadır. Pediatride kullanılan "büyüme hormonu", haltercinin adele ağırlığını, dolayısıyla gücünü arttırmaktadır. Depresyon ilacı "prozac", maratoncunun acıya direncini güçlendirmektedir. Kansızlığa karşı kullanılan "eritropoetin(EPO)", kandaki oksijen dolaşımını arttırarak bisikletçinin dayanıklılığını arttırmaktadır. Alzheimer hastalığında kullanılan "tacrine", Formula 1 pilotunun veya golf oyuncusunun katedeceği yolu daha iyi hatırlamasını sağlamaktadır. Damarda yüksek tansiyonu düşürücü bir "beta bloker", atıcının titremesini azaltır. Uyku halini tedavi eden "modafinil",Körfez Savaşı sırasında askerler tarafından kullanılmış, sporda ise tek başına uzun yelken yarışlarına katılanlar tarafından kullanılmaktadır.
Tarih boyunca bedensel ve ruhsal sınırlar aşılmaya çalışılmış, yetenek ve beceriler geliştirilmeye uğraşılmış ve bunun için de takviye edici maddeler kullanılmıştır. Kahve, koka, ginseng, haşhaş ve esrar bilinen en eski uyarıcılardır. Esrar Çinlilerce 5000 yıl önce de kullanılıyordu.
Olimpiyat tarihinde doping testi pozitif çıkan ilk sporcu 1968 yılında İsveçli atlet Hans-Gunnar Liljenwall oldu ve kazandığı bronz madalyayı kaybetti.
...insanların etnik kökenleri diğerlerine göre bazen daha avantajlı olmaktadır. Örneğin; Batı Afrikalı koşucular kısa mesafelerde başarılı iken Doğu Afrikalılar maratonda başarılıdır. Asyalılar ise yüzmede başarılıdır.
İngilizce "dope", Flamanca "dop" kökünden gelen "doping" kelimesinin hikayesi bir Zulu kabilesine dayanıyor. Kabile üyeleri savaşta cesaretleri artsın diye üzüm posasından yaptıkları "dop" adında bir içecekten içiyorlarmış.