"Ayaklarımızın altında bir zemin yok artık. Bir çatımız da. Gelecek yok. Geçmişin izleriyse çoktan silinmeye başladı. Aşk, bize bu sonsuz boşlukta ev olacak tek şey."
Yalnızlığını seviyordu, beni de yalnızlığıma alışmaya, onu sevmeye, kendime ait olmaya teşvik
ediyordu. Yakında bana veda edeceğini biliyor, gittiği vakit hayatımda açılması olası boşlukla şimdiden barıştırıyordu beni. Ben önemli değilim, diyordu. Sen de değilsin. Kendini önemli sananların hiçbiri önemli değil. Yaşa sadece.
"Ah, ne olursa olsun kadınlar neredeyse her zaman haklı çıkıyorlar," diyor. "Kadınlara bahşedilen yetenek nedir biliyor musun?"
"Nedir?"
"Olası sonuçları görmek. Bir erkek daha burnunu uzatmadan, aklı başında bir kadın yolun
en sonunu bile görüp olacakların kokusunu alır."
Tası suya daldırıp dudaklarıma götürüyorum. Su daha önce hiç içmediğim kadar soğuk ve temiz: Babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait
hiçbir şeyin olmayışının tadı.