Geçen zamanla beraber göçen insanları ve onların sabun köpüğü gibi kabarıp sönen hayatlarını hikâye ederken bunların içinde yüzdükleri muhiti ihmal ederek bahsin dışında bırakmaya imkân yoktur. Zira bu muhit o ömürlere durmadan tesir eden canlı bir iklimdir. Bu havanın değişmeleri o insanları kurutur veya açar, o hayatları soldurur veya yeşertir.
...Burada, asıl kıymetleri takdir olunan nefis yazıları, birçok Kur'anlar vardı.Bunlar mutlaka "Kelâm-ı Kadim", "Kur'an-ı Kerim", "Mushaf-ı Şerif", "Kur'an-ı Azimüşşan", "Kelâmullah", "Kitabullah" gibi ihtiram isimleriyle anılarak kimi atlas torbalar içine konmuş,kimi ipek mendillere sarılmış,kiminin üstüne ayet işlemeli kadife kılıflar geçirilmiş, hepsi de, kimsenin elini sürmeye hakkı olmadığı yüksek yerlere konulmuştu.
Durmadan söylerdi. Ancak asıl dinlenilmediklerini göre göre artık dinlenilmeye muhtaç olmadan kendi kendilerine söylemeye alışanlardır ki bazan en tarafsız ve en doğru sözleri söylerler. Zaten belki de en güzel sözler, böylece, duyulmak maksadıyla söylenmemiş olan ve duyulmamış kalanlardır.