İmam Gazzâli Hazretleri buyurur ki, iftara doğru açlık ve susuzluk Müslümanı yorgun düşürdüğünde kimse yatağa gidip yatmasın, uyumasın. Orucun verdiği açlığı iliklerine kadar hissetsin. Nefsi zelil, ruhu aziz olsun. Müeddeb bir ruh, Kur'ân-ı Kerîm hükümlerini uygularken, itiraz etmez, "acaba" demez. Kur'ân-ı Kerîm, hâdiseye bu zaviyeden bakan müminleri, İslâm'ın hayata tatbiki ve tayininde emir eri olmaya çağırır.
Kim, inanarak ve karşılığını yalnız Allah'tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiş günahları affedilir." buyurmuştur. Kâfirler oruç tutmadığına göre niçin Efendimiz, “inanarak” oruç tutmaktan bahsetti? Çünkü Ramazan günlerinde yemek yemeyip aç kalanlar çoktur; lakin oruç tutanlar azdır. Atalarından gördüğünden, oruçlular mahallesinde yemekten sıkıldığından, kilo vermek arzusunda olduğundan dolayı oruç tutanın payına Ramazan mektebinden sadece açlık ve susuzluk düşer.
Mide etrafında şekillenen hayatlar, zulümde sınır tanımaz. Ne hakk'ın buyruğuna, ne de mazlumun çağrısına kulak verir. Yer, içer, eğlenir, dünyayı zevk-ü sefadan ibaret görür.