Japon kültürüne saplantılı bir şekilde bağlı Fransız Başkomiseri ile, yine o derece de bu kültürden nefret eden Japon eşiyle olan evliliklerinin dönülmez bir viraja girdiği bir dönem de, komiserin takibinde olduğu katilin kendiyle girdiği rekabeti, sürecin karmaşıklaşmasıyla unutulan dostluklar, arkadaşlığın tek yönlü sömürüye dönüşmüş olmasının farkedilmemesi, katilin tam yakalandığı düşünüldüğünde matruşka bebekler misali konu içinde konunun olduğunu anlaşıldığı, yazarın kendi çizgisine yakışır, ilgiyi canlı tutan, sürükleyici bir eser.
Ana karakterler üzerinden gelenekçi Japon kültürüyle yenilikçi yanlarının yazar tarafından kıyasa tutulması, hayran olunan bu kültürün özüne inildiğinde sanıldığı kadar saflığa sahip olmadığının inceden inceye okura gösterildiği de bir eser.