Yazarın da söylediği gibi “Babalar alınlarımıza yazılmış yalnızlıklardır.” Okuduğunuz her satırda kendinizi romanın içinde bulacağınız bunun ile de kalmayıp yeri geldiğinden tüylerinizin de diken diken olacağı bir şaheser.
Öyle tecrübeler biriktirdim ki şu geçen zamanda. Hamdım ! Yana yana piştim diyor insan. İyi bir şey yapmış gibi. Yanarken kaybettiklerinize dönüp baktınız mı ? Ben baktım. Kendimi, benligimi, çocuk yaşımı nasıl kaybettigımi bir sinema kesitinde izledim sanki. Kesit diyorum çünkü kısa bir şey. Oysa geçmek bilmeyen bir zaman vardı avucumuzda. Ve dip bir kuyuda hissediyorduk kendimizi. İşte asıl bilinmezlik burda başlıyor. Anlam veremiyorsun. Sonra mı ? Kabulleniyosun. Kendine renksiz bir hayatı dayatıyorsun. Haketmiyorsun. Çünkü sen benliğini arayan bir hamalsın. Sırtında yük dolu bir çuval ağırlığından yürüyemez haldesin ama hala inancın var .Aşk gibi bazı duygular. Eskidendi , elinden gitmeden. Ve sen ondan vazgeçmeden. Ve biraraya getirsek bir bütün bile elde edemeyeceğimiz duygular bunlar. Ne istediler benden , benligimden , küçük dünyamdan sorularını sık sık tekrarlamayı bırakın. En büyük kötülüğü insan kendine yapar.Yarınlar var ve umut var. İnandıklarınız ve kurduğunuz hayaller her daim yoldaşımız olsun. Yarından yakın olan mutluluğa kavuşmamız ümidiyle
Hikaye tarihteki en büyük fatihle başlıyor, bu fatih olağanüstü hoşgörülü ve uyumlu, dolayısıyla insanları ateşli taraftarlara çeviriyor; bu fatihin adı para.
Sayfa 177 - Kolektif Kitap - 31. Baskı·Kitabı okudu