“Konuşmak hep tökezlemekten, kaybolmaktan, yoldan sapmaktan, çıkmaz sokaklara girmekten ibaret. Dinlemek ise dosdoğru, dolambaçsız. Her zaman için bir kulak kesilebilirsin.”
“Düştüğünüz yer bir çukur olsa, geri tırmanabilirsiniz belki.
Ancak bir kez ayağınız kayıp da uçurumdan düşmeye başlarsa-nız, hayata tekrar dönebilmek imkânsız. Düşüşe son verebilecek tek şey ölüm. Yine de ölene kadar yaşamaya devam etmek zorundasınız. Bunun içinde de az da olsa para kazanmaktan bașka çare yok”
“Evde otururken, sokaktan gelen bir beyzbol topunun camı kırıp içeri girmesi gibi, tek oğlumun öldüğü gerçeği her sabah uykumu deliyor, her akşam uykumu tehdit ediyordu.”
“Zaman ağırkanlıydı. Adımlarımı hızlandırdığımda bile attığım her adım sessizliğin derinliklerine saplanıp kalıyordu sanki. Zamanın akışı, kimsenin algılayamayacağı kadar yavaşla-sa... Ölüm, zamanın durup mekânın içinde geriye bir tek senin kalman gibi bir șey mi? Mekânın ve kendinin yok olup, sadece zamanın akması gibi bir șey mi? Koiçi nereye gitti? Artık hiçbir yerde değil mi?”