**“Şu pencereden süzülen ışık ne?
ve Juliet güneş!
Doğ, güzel güneş,
ve kıskanç ayı öldür…
Gözleri gökte iki yıldız gibi,
eğer yer değiştirselerdi,
onların ışığı gökyüzünü aydınlatırdı…
Ah, keşke onun eldiveni olsaydım da
yanağına dokunabilseydim…”**
“Yaşamak mı, yoksa vazgeçmek mi… asıl mesele bu.
Hayatın üzerimize attığı acılara sessizce katlanmak mı daha doğru,
yoksa hepsine karşı çıkıp bitirmeye çalışmak mı?
Ölmek… aslında sadece uyumak gibi.
Ve o uykuyla, kalp ağrılarının,
bedenin çektiği bütün o yorgunlukların sona erdiğini düşünmek…
kulağa huzurlu geliyor.
Ama işte sorun da burada:
O uykuda ne göreceğimizi bilmiyoruz.
Ölümden sonra ne var, kimse bilmiyor.
Belki de bu yüzden,
bildiğimiz acılara katlanmaya devam ediyoruz…
bilmediğimiz bir karanlığa adım atmaktansa.”
Ölümden Yaşama Dönüş “SİTEM
” Yine bırakamadım değil mi sigarayı,
Affet sevgilim dün gündüz ölümü düşündüm.
Güneş doğmadı pencereme,
Sadece çok üzüldüm.
Yükleyemedim omuzlarına fuzûlî canımın yükünü,
Sadece benden sonraki fırtınaları düşündüm.
Kaldım bu defa da takıntılı zihnimle yaşamda,
Yaşamım ki ölüm çiçeklerinin suyu,
Karanfiller, güller, mor sümbüller,
Neden bana gülmez aynadaki çoklu yüzler?
Çoklu yüzlerimi tek gören sen,
Sandığın kadar iyi değil miyim cidden?
İyi olmak ne demek?
Bu yüzyıla rağmen sevgi tektir diyebilmek.