**“Şu pencereden süzülen ışık ne?
ve Juliet güneş!
Doğ, güzel güneş,
ve kıskanç ayı öldür…
Gözleri gökte iki yıldız gibi,
eğer yer değiştirselerdi,
onların ışığı gökyüzünü aydınlatırdı…
Ah, keşke onun eldiveni olsaydım da
yanağına dokunabilseydim…”**
“Yaşamak mı, yoksa vazgeçmek mi… asıl mesele bu.
Hayatın üzerimize attığı acılara sessizce katlanmak mı daha doğru,
yoksa hepsine karşı çıkıp bitirmeye çalışmak mı?
Ölmek… aslında sadece uyumak gibi.
Ve o uykuyla, kalp ağrılarının,
bedenin çektiği bütün o yorgunlukların sona erdiğini düşünmek…
kulağa huzurlu geliyor.
Ama işte sorun da burada:
O uykuda ne göreceğimizi bilmiyoruz.
Ölümden sonra ne var, kimse bilmiyor.
Belki de bu yüzden,
bildiğimiz acılara katlanmaya devam ediyoruz…
bilmediğimiz bir karanlığa adım atmaktansa.”