"Aradığım bir şey vardı,beklediğim bir kurtuluş anı,bir "her şey yoluna girecek" duygusu.Başta varmayı umduğum yer neresiydi,artık pek emin değildim ama oraya varamadığım kesindi."
"Annemin yatak odasının kapısından girip de bir yanda bütün kapakları ardına kadar açık boş gardırobu,diğer yandan yatağa üst üste yığılmış elbiselerini,bluzlarını,hırkalarını,gömleklerini görmek günlerdir içimizde sessizce ağrıyan yeri dürtmüş,orada bir şeyi yırtıp,ne var ne yok dışarı dökmüştü.Bir daha hiç giyilmeyecek bilgisiyle yerinden edilmiş giysiler,yitirdiğimiz şeyin uçsuz bucaksızlığının etkisiyle uyuşmuş ruhlarımızı harekete geçiren ilk somut şey oldu.Bu sinsi kalkışma sayesinde nihayet gerçek bir şeyler hissedebilir hale gelmiştik.Ağrımız yeryüzüne inmiş,birkaç gündür içinde dönendiğimiz uzayın adı konmuştu:Annem yoktu artık,geri gelmeyecekti."
"Ağlamaya başladı.Babam annemin olmadığı bir evde mutlu olmazken,annemin onun olmadığı bir çadırda mutlu olabilmesine ağlıyordu.Başka hiçbir şeye değil."
"Annemle babamı alıp uçsuz bucaksız bir çöle koysak,zıt yönlerde yürüyeceklerine emindim.Tut ki karşılaştılar,birbirlerine adlarını bile sormaz,öylece geçip giderlerdi.Ama işte şimdi bir balkonda yan yana koymuştu hayat onları."
"Annesine de böyle baktığını hatırlıyorum.Bütün ilgiyi üzerine bekleyen,hayır demenin pek kolay olmadığı ama gücendirmesi kolay bir çift göz.Annesinden sonra sıra bende şimdi;benden onu hayatta tutacak şeyi talep ediyor.Erkeğin anneyle başlayan yaşam serüveninde,her kilometre taşında değişen çehresine tezat,bu bakışı nasıl olup da koruduğunu merak ediyorum.Beni sev.Bana bak.Sensiz beceremem.Bakılmazsa ölmeye meyyal türünü devam ettirmenin bir yolu olmalı bu."