..çünkü aşkla ölüm arasındaki en büyük benzerlik, her zaman sözü edilen muğlak benzerlik değil, her ikisinin de bizi gerçekliğini kavrayamamaktan, elimizden kaçırmaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya itmeleridir.
O zamanlar, mutluluk ve huzur içinde uyuyabilmem için, benim kendi annemin genelde kusur diye adlandırılan, ama benim diğer yüz hatlarından ayırmadan sevdiğim, gözünün altındaki lekesiyle yüzünü bana doğru eğmesi gerekirdi; bu huzuru ileride hiç bir sevgili veremedi bana, çünkü sevgililere inandığımız anda onlardan şüpheleniriz ve sevgililerin kalbine, benim annemin kalbine tek bir öpücükle, bir art düşüncenin sakınımı olmaksızın, bana yönelmeyen bir niyetin izini taşımadan, bütünüyle sahip olduğum şekilde sahip olamayız..