Dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir.
Bir kalbin kırılmasıyla, duygularına karşılık bulamamasıyla, kurulan hayallerin yarım kalmasıyla nasıl paramparça olduğunu Dünya'nın nasıl başına yıkıldığını yine de tüm bunların sebebi olan kişiye başındaki gökyüzü hep aydınlık , gülüşün hep kedersiz olsun diyebilmenin erdemini öyle güzel anlatmış ki Dosteyevski büyülendim.
Yalnızlığı, bir parça sevgi ile dünyanın nasıl güzel bir yere dönüştüğünü ancak ortadan kalktığında da eskisinden daha büyük bir boşluk olduğunu okuduğumuz kitap insan ilişkilerinin bir özeti gibi adeta.