Suç ve Cezayı okurken gürleyerek çağlayan bir ırmaktaymış gibi hissettim. Dostoyevski romanında akıcı dili ile birlikte olayların nereye varacağını ya da karakterlerin ruh hallerindeki değişimleri o kadar güzel işlemiş ki bir sonraki sayfayı tahmin etmek neredeyse imkansız hale gelmiş. Her bir karakter o kadar ince yaratılmış ki bazen Raskolnikov'un günlerce ateşler içindeki yatışını ya da Porfiri Petroviç tarafından sorgulanırkenki gerilimini derinden hissedebiliyorsun. Ayrıca olay akışı içerisinde her bir karekterin dünya görüşü arasındaki farklılıklar insanı bambaşka fikirlere sürüklüyor, farklı pencerelerden bakma şansını ayaklarımıza getiriyor. Beğenerek okuduğum ve bitmesini istemediğim kitaplardan bir tanesiydi.