Kitabı henüz bitirmemişken, Refik Halid Karay’ın kadın tiplemeleri üzerine ilk izlenimlerim…
Refik Halid Karay’ı romanları üzerinden okuduğumda, onun kadın karakterlerini hiçbir zaman masum ya da edilgen figürler olarak kurmadığını düşünüyorum. Bugünün Saraylısı, Sürgün, Yezid’in Kızı ve Nilgün’de kadınlar anlatının kenarında değil; olayları yönlendiren, erkekleri harekete geçiren, hatta çoğu zaman onları zor durumda bırakan merkezî karakterlerdir.
Şu an okumakta olduğum Dişi Örümcek’te bu yaklaşım daha baştan açık edilir. Nurper, yazarın daha ilk sayfalarda koyduğu bir adla tanımlanır: “dişi örümcek.” Refik Halid bu nitelemeyi saklamaz; okuru hazırlıksız yakalamaz. Nurper, çevresindeki erkekleri parmağında oynatan, rol yapmayı bilen, gerektiğinde iffetli bir kadın maskesini ustalıkla takabilen “fettan” bir karakterdir. Bu rol değişimleri yalnızca onu tehlikeli kılmaz; anlatıya belirgin bir mizah da katar.
Nurper’in karşısında erkekler çoğu zaman gülünç duruma düşer. Nurper’in bir anda mahcup, bir anda ağırbaşlı, gerektiğinde son derece iffetli bir kadın rolüne bürünmesi; erkeklerinse bu geçişleri büyük bir ciddiyetle çözmeye çalışması anlatıya canlı bir mizah kazandırır. Erkekler uzun uzun düşünüp kararlar alırken, okur sahnenin çoktan Nurper’in lehine kapandığını hisseder. Bu hâlleriyle erkekler yalnızca aldanmış değil, neredeyse karikatürize edilmiş figürlere dönüşür.
Burada “dişi örümcek” metaforu kötülüğün değil, düzenin simgesi gibidir. Nurper ağını kurar, geri çekilir ve bekler; erkeklerse bu düzenin içine kendi adımlarıyla girer. Acele erkeklere, sabır dişi örümceğe aittir ve sonuç baştan bellidir.
Bu yüzden bana göre Refik Halid Karay’ın kadınları “kötü” değil ama tehlikelidir. Çünkü pasif değildirler; oyun kurarlar, sezgiyi ve aklı birlikte kullanırlar. Dişi