Çoğumuz mezarlıklardan geçerken, yanından veya içinden, o atmosferin mezarlık kapısının dışındaki dünya atmosferinden farklı olduğunu hissederiz. Otlar farklı bir şekilde kıpırdar rüzgar bir değişik eser. Korkutucu değildir ama bize ait olmayan bir dünya vardır orada. Gaiman bu kitapta işte o dünyayı öyle başarılı bir şekilde tasvir etmiş ki, herkesin içinde bir yerlerde olan o görünmeyen hislere dokunmuş. Ölümü kutsamadan yaşamı kutsayarak bu derece romantik ve düşsel bir anlatım sanırım bu kitabı onun başyapıtı yapıyor
Kurgu mükemmel değil ama anlatım mükemmel. Ölülerle yaşayanlar arasındaki o ince ama aşılamaz çizgi muhteşem anlatılmış. Ayrıca insanlar o kadar kötü ve zalim ki, sanki bir çocuğu büyütmek için en güvenilir yer bir mezarlıkmış, onu emanet edeceğiniz en güvenilir insanlarsa ölülermiş gibi hissediyorsunuz. Kitabın sonunda Bod’un mezarlığa vedası ve önünde uzanan gerçek hayat her ne kadar yaşayan maceralar vaat etse de çocuk için endişelenmekten kendinizi alamıyorsunuz. Çünkü biliyorsunuz ki gittiği yer kötülüklerle dolu bir yer.
Gaiman severim ama bu okuduğum en iyi yazılmış eseriydi.