Evden çıktıktan sonra bir şey unuttuğunu fark ederek duraklayan fakat unuttuğunun ne olduğunu bir türlü bulamayarak hafızasını ve ceplerini araştıran nihayet ümidini kesince aklı geride ileri gitmek istemeyen adımlarla yoluna devam eden bir insan gibi üzüntülüydüm.
Yaşamak tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak herkesten daha çok daha kuvvetli yaşadığını bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak...
İnsanlara kendinden hiçbir şey bırakmak istemeyen ve yalnızlığını ölüme giderken bile beraber alan bu adama karşı içimde nihayetsiz bir merhamet ve onun mukadderatına karşı nihayetsiz bir alaka uyandı.
Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçtığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?