Dünyada bir tek temiz insan kalmadığına inanmaya başlıyordum. Kalabalık caddelerden akıp giden insan kafileleri bana, haydut sürüleri gibi görünüyordu.
masum kalbimden umulmaz bir şekilde sevmeye başlamıştım. Bir rüya içinde gibi uyuşuk ve ihtiyatsız yaşıyordum. Gözümde hiç bir şeyin ehemmiyeti kalmamıştı. Dünya, bu masal aşkının etrafında beyhude bir çerçeveden ibaretti. Günler bu sevda içinde doğup batıyor, mevsimler onun için değişiyordu.