"Istedigimiz yalnızca karnımızın doyması mıdır bizim?" Yan yana oturan üçlüden yana sert bakarak, sorusuna kendi cevap verdi. "Hayır. Ensemizde oturanlara, gözlerimizi kapayanlara gördüğümüzü, aptal, hayvan
olmadığımızı , yalnızca karnımızın doymasını istemediğimizi, her insanın hak ettiği gibi yaşamak istediğimizi göstermek zorundayiz. Düsmanlarimiza, bizi mahkûm ettikleri bu kürek mahkûmu yaşamının onlarla akılca boy ölçüşmemize engel olamayacağını, hatta onlardan daha yükseklere çıkabileceğimizi göstermeliyiz."
Bir ara sordu ana Ukraynalya: "Ne iyisiniz. Hepsiyle arkadaşsınız: Ermenilerle, Yahudilerle, Avusturyalilarla...
Her seyde, sevinçte de acida da birliktesiniz."
"Evet, her seyde, teyzecigim, her seyde," diye haykırdı Ukraynalı. "Bizim için halklar, uyruklar yoktur, yalnizca arkadaslar, yoldaşlar ve yalnızca düşmanlar vardir.
Bütün isçiler yoldasimizdir bizim, bütün zenginler, hükümetler de düsmanimiz...
Hayata baktığında bir Fransız, bir Alman da yüreğinde aynı sevinci hisseder, bir italyan da öyle….. Hepimiz aynı ananın evlatlarıyız; yeryüzünde bütün ülkelerin işçilerinin yenilmez kardeşlik düşüncesine çocukları... Isıtıyor bizi anamiz, gökyüzünde adaletin günesidir o... gökyüzü ise isçinin yüreğinde... ve sosyalist oldugunu söyleyen herkes bugün de, yarın da, yüzyillar boyunca da ruh kardesimizdir."
Zira çatışmaların en büyüğüdür içteki çatışma. Parçalarını birbirine düşman eder. İnsanın kendini ağırlaması yüz misafiri ağırlamasından daha zordur, kendine yazdığı mektubu anlaması imkansız hele kendi kendinin işine göz dikmişse! Sevmediği arkadaşlarına yalakalık hazzetmedigi müdürlerine şirinlik yapıyorsa hatta bir adım daha gidip bizzat kuyusunu kazıyor gözden düşürmeye çalışıyorsa onu!