zeyrek

9/10
·143 syf.··
2026 6. kitabı
Psikoloji ile edebiyatı aynı potada birleştirip pek çok önemli konuyu bizlerle paylaşmış yazar. 21 ayrı başlıktan oluşan kitapta insan olmaya dair birçok derde, birçok insanlık haline değinmiş, dikkat çekmiş. Kırılan kalpler, hakikat ve anlam arayışları, mükemmeliyetçilik, tükenmişlik, narsisizm, depresyon, yalnızlık, aile, yaşlılık, yas, ölüm korkusu gibi pek çok kelli felli konuyu edebi eserlerden ve edebiyatçılardan örneklerle psikoloji masasına yatırmış. Naif, olumlu ve yapıcı bakış açısını çok sevdiğim sevgili yazarın bu kitabını da çok beğendim. İstifade ettim "...hayat başımıza gelenleri içtenlikle anlamaya hazır olduğumuzda gönderir armağanlarını"(13) "Keşfedenle önünde hazır bulan aynı şeyi bulmamışlardır."(139)
Sınırsız Güzel GünHümeyra Yabar · Şule Yayıncılık · 20258 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Babam bir bahçıvandı. Şimdi bir bahçe."
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
"Babam bir bahçıvandı. Şimdi bir bahçe." diyerek başlıyor yazar romanına. Uzun zamandır kanser hastası olan ve ölümü beklenen babasının kendini bahçesine vererek daha uzun yıllar nasıl yaşadığını ama artık iyice yaşlandığında hastalığa nasıl yenik düştüğünü anlatıyor. Babasıyla yaşadıkları anılara, babasının mizahi yönüne, dönemin toplumsal, siyasi ve kültürel şartlarına da vurgular yaparken bir taraftan da yaşamın amacını, insana yaşama arzu ve hevesi veren şeyleri, ölümü, yas sürecini ve daha bir çok şeyi sorgulatiyor, sorguluyor. Sevgiyi ifade etmenin ayıp sayıldığı toplumlarda, mesafeli babalarının özlemini çeken; babalarını anlattıkları hikayelerle, onlarla ettikleri üç beş kelam ile kahramanlastiran çocukları da anlatıyor. Bir de ölüm ve ölümsüzlük üzerine yazdığı yazılarda bundan önce okuduğum Parfümün Dansı kitabında da değinilen bir konu var. Bitkilerin yeniden dirilmeyi biliyor oluşu, onları ölümsüzlük konusunda bir adım öne çıkarıyor diyor yazar. Ölüm konusunda bizden fazla şey biliyor olmalılar diyor. Belki de babası yaşattığı bahçeyle ölümsüzlüğe değil belki ama daha uzun yaşamaya açılan bir kapı bulmuştu kendine, kimbilir... Yasının hüznünü çok derinden yaşamış yazar ve bu hüznü bizlerle de paylaşmış. Çok severek okudum. Çok içten ve samimi bir dille, gönülden bir yerden yazılmış son derece güzel bir kitaptı.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,7bin okunma
ÜÇ CEPHE
9/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Sanki her yaşam alanı bir cephe, her cephede bir savaş, herkes kendi savaşında bir savaşçı, bir kahraman, bir mağdur, bir galip, bir mağlup... Herkesin kendince silahları, yaralari ve acıları var. Yaşanan her olayın tüm cephelerde, tüm taraflarca birbirinden oldukça farklı etkileri ve arkaplanları var. Kitapta üç ayrı kişiden dinlediğimiz hikayeler var. Her hikayenin birbiriyle kesişen ama aslında her zaman ana teması yalnızlık olan bir yanı var. İkinci Dünya Savaşı yaklaşırken o karmaşık siyasi ortamda yaşayan bu kişilerin birisi bir Burjuva beyefendisi, birisi bu adamın eşi, diğeri de ilk aşkı ama aynı zamanda bir hizmetçi. Herkes kendi hikayesini ve yaşadığı toplumu algılayış biçimini, yaşadığı duyguları, iniş çıkışları öyle güzel, derinlemesine ve öyle akıcı anlatmış ki okurken hem akıp gittiğini görüyor hem de nasıl da dolu dolu bir kitap diyorsunuz. İnsanların iç dünyalarını ortaya koymaktaki başarısından dolayı yazar gerçekten övgüyü hak ediyor. İlk defa okudum bu yazarı ve tanıdığıma çok mutlu oldum.
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,512 okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Sándor Márai' den okuduğum bu ikinci kitap da en az birincisi kadar etkileyiciydi. Yazar, insan psikolojisi ve insan ilişkilerini gözlemleme konusunda çok çok başarılı. Her bir paragraf okuyucuyu derin düşüncelere düşürüyor. 41 yıldır bazı sebeplerle görüşmeyen iki yakın dostun tekrar bir araya gelişini ve bir hesaplasmayı konu ediniyor roman. Çok basit bir konu gibi görünüyor aslında ama her bir mimik, her bir cümle, insanların iç dünyalarındaki en ufak bir dalgalanma bile bu kitapta ele alınıyor. Henrik ve Konrad iki zıt karaktere sahip ama birbirini çok güzel tamamlayan bir dostluk kurarlar. Bu dostlukta bir taraf asker, diğer taraf sanatçı; bir taraf burjuva diğer taraf yoksul dengesizliği de 24 yıl sürecek dostluğa leke düşürmez. Ama yıllar içinde, iç dünyalarında onlardan gizli biriken bir takım hisler de onlarla birlikte büyür. Bu süreçte zıt karakterlerin oluşturduğu dostluğu, nadir bulunan benzer karakterlerin uyumu tehdit etmeye başlar. İşte bu noktada yaşanan bir ihanet midir, yoksa karşı konulamaz bir kader mi? Yıllarca süren iç hesaplaşmalar mumların ışığında sabaha kadar süren hesaplaşma sürecinde dış hesaplasmalara dönüşmeye niyetli olsa da gecenin sonunda soruların ve cevapların önemsizliği ve yaşananları olduğu gibi kabul etmenin en iyisi olduğu gerçeği ile başbaşa kalırlar. Yazarın dostluğa, aşka, ihanete ve de her türlü insani iliskiye değinmeye çalıştığı bu romanı mutlaka okumalı, yazarı mutlaka tanımalısınız.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
Hayallerde ki kulübe
9/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
Bir orman... Ormancı ve eşi, Avcı ve Cemre, bir de ormana sonradan gelerek bu kişiler arasında anlamlı bir bütün oluşmasına vesile olan Mimar. Ormanda küçük bir kulübe yaparak bir yılını orada geçirmeye karar veren Mimar, ormana ayak bastığı ilk günden ormanın içinde kendine uygun bir yer ararken tam da o gün ortadan kaybolan Cemre ve onu arayan Avcı ile de tanışmış olur. Bir de Ormancı vardır, Mimar'a büyük bir merak ve hayranlıkla yaklaşırken temkini de elden bırakmayan... Tabi bir de Ormancı'nin eşi... Çocuk sahibi olamayışına üzülürken bir anda iki evlada birden analık yapma fırsatı bulan Büyük Hanım. Yolları tesadüfen kesişmiş gibi görünen bu insanların her birinin kendi içinde bir hikayesi vardır elbet ama bir de birbirlerine görünmez iplerle bağlı olan ortak hikayeleri vardır. Her biri kendi içinde bir tekamül süreci yaşarken, tabiattan ve birbirlerinden de bir sürü şey öğrenirler. Nasıl ki tabiata saygıyla, hürmetle, onun rızasını gözeterek ve ona karşı kendilerini gerektiğinde koruyarak yaklaşıyorlarsa birbirlerine de öyle yaklaşmaya çalışıyorlar. Aslında bu romanda kişiler arası saygı ve sınır, yardım ve minnet, sevgi ve aşk, ustaya hürmet, köklere hürmet, yazgıya hurmet gibi pek çok konuda güzel mesajlar verilmiş. Bol bol doğa betimlemleri ve kişilerin iç dünyalarına yer verilen ve yine psikolojik çözümlemelerin de yapıldığı akıcı ve çok naif bir romandi. Yer yer gözyaşlarımı tutamadığım, duygulandığım yerler de oldu. Okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, iyilik odaklı bir roman. Kötünün de tabiatındaki iyiliği tutup çıkarmayı hedefleyen yönünü sevdim ama o kadar iyimser olmakta zorlandığımı da ifade etmeliyim. Nereye giderse gitsin hayali küçük ama kendine ait bir kulübe olanların rüyasını gerçekleştiriyor mimar. Kendi rüyası için mi
Roman
Bir KulübeHümeyra Yabar · Şule Yayınları · 202233 okunma