Pixiedust

Pixiedust
@Pixieddusst
"Ve sahiden, bir heykel olmadım ben, henüz öyle durmuyorum, kaskatı, hissiz, taştan bir sütun gibi; seviyorum hızlı hızlı yürümeyi." -Nietzsche
İzmir
Ankara
244 okur puanı
Temmuz 2014 tarihinde katıldı
Gönderi kullanım dışı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Duygular ve Konatif Olumlama, Spinoza
İkinci ve üçüncü bilgi türlerinde inançların içeriğini belirleyen şey nesneden nasıl etkilendiğimiz değil nesnenin kendisi olduğundan bu tür inançlar bedenin özü değişmediği sürece değişmez, Spinoza’nın deyişiyle “bire bir”dir. Böyle kavrandığı müddetçe kendi bedeninin değişmez özüne ait inançlara dayanarak davranmak, bir eylemi sadece o bedenin doğasına ilişkin bilgi üzerinden açıklamayı da mümkün kılar. Bir şeyin bire bir nedeni olmamız ise o şeyin yalnızca bizim doğamız aracılığıyla anlaşılabileceği demek olduğundan, kendi bedenimizin değişmez özüne ait inançlara dayanarak davranmamız bire bir ideaya sahip olduğumuz ve eylemimizin nedeninin bizzat bu idea/inanç olduğu manasına gelir. -Spinoza'nın Duygu Teorisi'ne Eleştirel Bir Yaklaşım: Duygular, İnançlar, ve İnsanın Özgürlüğü, Ahmet Aktaş, Boğaziçi Üniversitesi, Beytulhikme An International Journal of Philosophy, 2018
Felsefe
Duygular ve Konatif Olumlama, Spinoza
Bütün bunlardan açıkça anlaşıldığına göre, biz bir şey için çabalıyorsak, onu istiyorsak, ona iştah kabartıyorsak, yani onu arzuluyorsak, bunu o şeyin iyi olduğuna hükmettiğimiz için yapmıyoruz; tersine bir şeye çaba harcadığımız, onu istediğimiz, ona iştah kabarttığımız, yani onu arzuladığımız için o şeyin iyi olduğuna hükmediyoruz (IIIP9S). Dolayısıyla yaşanan her duygu o duygunun gerçekliğini kuran ideanın içerdiği inanç ve bu inançla nedensel bağa sahip inançlarla doğrudan bağlantılıdır. Farklı duyguları birbirinden ayıran şey bu duyguların bir idea olmaları bakımından içerdikleri ve etkiledikleri farklı konatif inançlardır. Ayrıca bir inancın ancak bu inanca karşıt ve bu inançtan daha güçlü başka bir inancın edinilmesiyle ortadan kalkacağı hatırlanırsa; bir duygunun da ancak kendisine aykırı ve kendisinden daha güçlü bir duygu tarafından bastırılabileceği (coercere) veya ortadan kaldırılabileceği görülür (IVP7). Burada söz konu olan bir ideaya içkin inançların bireyi bir şeyi arzulamaya “itmesi”nden başka bir şey değildir. Başka bir deyişle bir hisse veya tutkuya sahip olmak bizim tarafımızdan yapılan bir tercih değil, daha ziyade bizim “yolumuzla” ortaya çıkarılan bir duygu/etkidir. Tam da bu açıdan gerçekte ne istediğimizi gösteren şey ne yaptığımızdır. -Spinoza'nın Duygu Teorisi'ne Eleştirel Bir Yaklaşım: Duygular, İnançlar, ve İnsanın Özgürlüğü, Ahmet Aktaş, Boğaziçi Üniversitesi, Beytulhikme An International Journal of Philosophy, 2018
Felsefe
Duygular ve Konatif Olumlama, Spinoza
Bir duygu en temelde conatusu desteklemeye yönelik, yani eyleme kudretini artırmayı amaçlayan bir arzu sonucu elde edilen bir duygulanış veya bu duygulanışa ait ideanın varoluş gücünde yaptığı değişim olduğundan duyguların gerçekliğini kuran duygulanış veya idealar da bir tür inanç içermek durumundadır. Dış dünyaya dair bir şeyi olumlamanın ötesinde dış dünyada nasıl eyleyeceğimizi, belli eylemler ve bu eylemlere ait ideala- rın yarattığı duyguların neden o şekilde olduğunu belirleyen ve doğal olarak belli bir zorunluluğun ürünü olan bu inançlara conatus doktrininden hareketle konatif inanç (conative belief) yahut konatif olumlama (conative 9 affirmation) diyeceğim. Konatif inançlar ideaların içerdiği inançların conatusla ilgili yönlerini kapsayan inançlar olarak da düşünülebilir. Dolayısıyla konatif inançlar yahut konatif olumlamalar, ideaların içerdiği olumlamalara/inançlara benzer şekilde, dile getirilmek zorunda değildir. Daha çok bir belli bir grup ideanın conatusla ilişkilenen tarafına dair bir olumlama olduklarından kendilerini sözlerden çok eylemlerde dışa vurdukları dahi söylenebilir. Yani konatif olumlama arzuyu var kılan ve arzunun o şekilde olmasını belirleyen ideaların içerdiği bir olumlama türüdür. Konatif inançların şekillendirdiği arzular ve duygulardaki bu belirlenime konatif belirlenim (conative determination) denilebilir. Bu inançlar/olumlamalar bedenin geçmiş etkilenmelerinden kalan, bedene ait olumlamalar/inançlardır. Bir örnek üzerinden anlatacak olursak Spinoza’nın Ethica’nın dördüncü kısmında verdiği Medea örneğini hatırlayalım. Medea “Daha iyi olanı görü- yorum ve daha iyi olduğunu düşünüyorum, ama yanlış olanı tercih ediyorum...” der. Spinoza’nın Medea hakkındaki yorumu ise Reijen’in de ifade ettiği gibi şu şekilde olacaktır: Doğru olanı
Felsefe
Duygular ve Konatif Olumlama, Spinoza
"Duygular ile ideaların içerdiği inanç arasındaki ilişkiyi görebilmek için conatus doktrini ile idealar arasındaki ilişkiyi ele almamız gerekiyor. Spinoza’ya göre ideaların yönelimselliği ile conatus doktrini arasında çok güçlü bir bağ vardır. Her idea bedene ait bir durumu veya duygulanışı doğrular (IIP13,16,26; IVP14). Bedene ait her durum conatustan kaynaklanır (IIIP10), yani bireyin varoluş gücünü artırma çabasının bir ifadesidir. Dolayısıyla, birey tarafından arzulanan her şey, en azından o şeyin conatusu destekleyeceğini, yani bireyin varoluş gücünde artış yaratacağını olumlayan bir inanç içermek zorundadır. Başka bir deyişle insanın conatusuna hiçbir katkıda bulunmayacağına inandığı/hayal ettiği bir şeyi arzulaması veya yapması mümkün değildir." -Spinoza'nın Duygu Teorisi'ne Eleştirel Bir Yaklaşım: Duygular, İnançlar, ve İnsanın Özgürlüğü, Ahmet Aktaş, Boğaziçi Üniversitesi, Beytulhikme An International Journal of Philosophy, 2018
Felsefe