Pixiedust

Pixiedust
@Pixieddusst
"Ve sahiden, bir heykel olmadım ben, henüz öyle durmuyorum, kaskatı, hissiz, taştan bir sütun gibi; seviyorum hızlı hızlı yürümeyi." -Nietzsche

Pixiedust

, bir kitabı okumaya başladı
Ümit Gurbanov
10/10 · 6 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tom hemen başını kaldırarak baktı. "Ana, şu bizim eve yaptıklarını gördüğüm zaman. O zaman ana..." Tom'un yanına yaklaştı, yanında durdu. Heyecanla: "Tommy, onlarla yalnız başına uğraşılmaz. Seni bir kurt yakalar gibi yakalarlar. Tommy, ben neler neler düşünüp neler kurdum biliyor musun? Bizim gibi yuvasından atılan yüzlerce, binlerce insan varmış, diyorlar. Tommy, eğer hepimiz birden onlara kızarsak... O zaman Tommy, biliyor musun, hiçbirimizi yakalayıp dövemezler" dedi ve durdu. Anasına bakan Tommy, yavaş yavaş göz kapaklarını indirdi; kirpiklerinin arasında küçük bir pırıltı belirerek: -Böyle düşünenler çok var mı? diye sordu. -Bilmiyorum, hepsi sanki sersemlemiş gibiler, uykudaymış gibi dolaşıp duruyorlar.
İletişim Yayınları, E-kitap, Bölüm 8
Büyüme ve engellerin aşılması kişinin ruhuna çizilidir.
Sayfa 7 - Arion Yayınevi, Önsöz'den·Kitabı okudu
Yuvarlak yüzü hiç de uysal görünmüyordu. Kendine güvenen şefkatli bir havası vardı. Bütün trajedileri denediği, acı ve ıstırapları yüksek bir durgunluğa ve insanüstü bir anlayışa varmak için birer basamak saydığı ela gözlerinden anlaşılıyordu. Ailenin bir kalesi olduğunu, yerinin düşürülmeyecek, bereketilmiş bir yer olduğunu biliyor, bu durumu kabul ediyor ve bundan ötürü memnun görünüyordu. Ana, korku ve acıyı kabul etmedikçe, ihtiyar Tom'la çocukların da korku ve acı nedir bilmeyeceklerini anladığı için her zaman kendi kendine bu duyguları yatsırdı. Aile üyeleri, hoşa gidecek bir şey olduğu zaman ananın da hoşuna gidiyor mu diye yüzüne bakarlardı. Ana, eksik malzemeyle neşe yaratmayı çok iyi bilirdi. Ama neşeden de iyi olan şey, soğukkanlılıktı. İnsan her zaman ihtiyatlı olmalıydı. Ananın ailedeki bu büyük ve alçak gönüllü yeri ona bir soyluluk, temiz ve duru bir güzellik vermişti. Ailede her derde çare bulması, herkesin yarasına merhem olması onun ellerini kendinden emin, sakin ve soğukkanlı yapmıştı. Her tartışmada hakem olduğu için yargılarında da bir tanrıça kadar duygulardan uzak ve yanlışsız olmayı öğrenmişti. Sanki kendisi bocaladığı zaman ailenin de sarsılacağını, ayağı gerçekten sürçtüğü ya da mutsuzluğa uğradığı zaman ailenin de yıkılacağını, ailenin de yaşama ve çalışma isteminin kaybolacağını biliyordu.
İletişim Yayınları, E-kitap, Bölüm 8