Özellikle 18. sonede (“Shall I compare thee to a summer’s day?”), şair sevdiği kişinin güzelliğini doğayla karşılaştırır ve şiir sayesinde bu güzelliğin zamanın yıkıcılığından kurtulacağını söyler. Buna karşılık 130. sonede ise abartılı aşk tasvirlerini tersine çevirerek sevgilisini kusurlarıyla birlikte gerçekçi bir şekilde anlatır.
Bu soneler yalnızca aşkı değil, aynı zamanda kıskançlık, sadakat ve zamanın acımasızlığı gibi duyguları da işler. Shakespeare burada aşkı idealize etmekten çok, onun karmaşık ve bazen çelişkili doğasını ortaya koyar.