Hiç olmazsa, dedi, kendisiyle vedalaşmak na-sip olsaydı, gene biraz avunurdum. Ona: «Virjini! diyecektim, eğer birlikte yaşadığımız müddetçe ağzımdan seni incitecek bir söz çıktıysa seni şu son görüşümde suçumu bağışladığını bana söyle. Daha da... Ben ona ruhum, gözlerimin ışığı, Virjini diye-cektim, mademki kaderim beni senden ayıracak-mış, o halde adiyö sevgili Virjini, adiyő! Benden uzak, fakat gene bahtiyar ol!
Ben işte böylece, hep iyiliklerini istediğim hal-de yalnız fenalıklarını gördüğüm insanlardan uzak, günlerimi geçiriyorum. Avrupanın hemen her yeri-ni, Amerika ve Afrika'nın bazı yerlerini gezip gör-dükten sonra, ılıman iklimine ve tenhalığına kıy-met verdiğim bu adada yerleştim. Ormanda bir ağacın dibine yaptığım bir kulübe, kendi ellerimle açıp sürdüğüm küçük bir tarla, kapımın önünden geçen bir ırmak, beni yaşatmaya ve eğlendirmeye kâfi geliyor. Ben bunlara bir kaç seçme kitap oku-mak zevkini de ilave ediyorum. Onlar benim mâ-neviyatımı yükseltirler ve terk edip ayrıldığım âlem o sayede gene benim saadetime hâkim olur: Çün-kü sahiplerini acınacak hallere sokan aşırı istekle-rin o kitaplarda örneklerini görür ve kendimi bun-larla mukayese ederek menfi bir zevk bulurum. Fır-tınalı havada deniz kazasından kurtulup tırmandı-ğı kayanın üstüne oturan bir kimse gibi, kasırga-lara boğulan bütün dünyayı yalnızca seyrediyorum.