Bir kahraman, hangi türden olursa olsun duygularını belli ederek zayıflığını göstermekten utanır, bunun tek istisnası aşkı için hissiyatını belli ederek ağlayıp sızlamasıdır.
Tek bir kişi üzerinde yoğunlaşmış yani bireyselleşmiş şiddetli bir aşk tutkusu öylesine yüksek bir noktaya erişebilir ki tatmin edilmedikçe bu dünyanın bütün güzel şeyleri hatta hayatın kendisi bile tadını ve önemini yitirir.
Daha açık söylemek gerekirse yaşama iradesi kendisini, kesin bir şekilde belirlenmiş ve ancak bu belirli baba ile bu belirli ana tarafından dünyaya getirilebilecek olan bir varlıkla nesnelleştirmek istenmektedir.
Kadının her bir beden uzvunu düşünüp değerlendirirken gösterdiğimiz esaslı ciddiyet ve kadının da kendi hesabında bizi değerlendirirken aynını göstermesi; hoşumuza gitmeye başlayan bir kadını kılı kırk yaran bir gözle yoklamamız,
bütün bunlar gözetilen amacın ehemmiyetiyle tamamen uyum içerisindedir. Çünkü dünyaya getirilecek çocuk, bütün hayatı boyunca benzer özellikleri taşıyacaktır.
Birbirini bertaraf etmek yahut etkisiz hale getirmek için erkeğin erkekliğinin belli bir derecesinin, kadının kadınlığının belli bir derecesine tam karşılık gelmesi ve onunla tam olarak örtüşmesi gerekir ki her birinin tek yanlılığı böylelikle tam olarak dengelenebilsin.