Bütün aşk serüvenlerinin gerçek amacı, her ne kadar söz konusu kişiler bunun farkına varmasalar da, belli bir varlığın (çocuk) dünyaya getirilebilmesidir ve bu neticenin elde edilmesinin yolu ve keyfiyeti tali bir meseledir.
Kadınlar erkeklerden daha fazla şimdiki zamanda yaşarlar ve eğer içinde bulundukları bu an tahammül edilebilirse çok daha keskin ve kararlı bir şekilde onun tadını çıkarırlar. Kadınlara mahsus neşenin kökeni budur ve onları erkeklerin efkarını dağıtmak ( ya da eğlendirmek) ve ihtiyaç duyulduğunda, yani tasa ve endişe ile bunaldıklarında erkeği teselli etmek için uygun hale getirir.
(kadınlar) Zaman içinde bulundukları ana sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler.
Erkek, akli melekesinin ve ruhi kabiliyetleri sayesinde, hayvanlar gibi sadece içinde bulunduğu anda yaşamaz. Fakat geçmiş ve geleceği hep göz önünde bulundurur ve değerlendirmelerini buna göre yapar; ve ihtiyat, temkin ve bu denli sık karşılaştığımız (erkeklerin) kaygı, endişe ve tedirginlik buradan kaynaklanır.