Gökyüzünün askeri açıdan öneminin kavranması yavaş bir gelişme göstermiş ve uçağı savunanlar, kabul görmek için zorlu bir mücadele vermişti. İtal-yanlar uçağı 1911-1912'de Trablusgarp'ta Türklere karşı kapsamlı bir şekilde kullanana kadar genel askeri kanaat, Foch'un uçakların akrobasi gösterilerini seyrederken yaptığı değerlendirme olan, "İyi bir spor fakat uçak ordu için işe yaramaz," yorumuna uygun bir şekilde temsil edilmişti. 1914 yılında bile askeri uçak oranı önem-sizdi ve uçakların kullanımı İtalyanların iki yıl önceki kullandıkla-rından daha sınırlıydı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Belki de İngiliz ordusunu bu çamur ve katliama sokan plan hakkında yapılan en kahredici yorum, bu plandan büyük ölçüde sorumlu olan birisinin kendiliğinden yaptığı, vicdani bir açıklama-da yer almaktadır. Genel Karargâh'ın bu üst rütbeli subayı, dört aylık muharebenin sonunda cepheyi ilk kez ziyaret ediyordu. Ara-bası, muharebe sahasının bataklığı andıran kenarına doğru yaklaş-tıkça giderek endişelenen subay, nihayet gözyaşlarına boğularak, "Aman Tanrım, biz gerçekten askerlerimizi buraya mı savaşa gön-derdik?" diye haykırdı. Arkadaşı, bu soruyu ilerideki arazinin çok daha kötü olduğunu söyleyerek cevapladı. Bu haykırış, subayın samimi hislerini gösterse de, onun inatçı "taarruz taraftarlığının" nasıl bir yanılgı ve bağışlanamaz bir cehalet üzerine inşa edildiğını dışa vuruyordu.
Türkiye iki büklüm yaşlı bir adam olarak görülse de, İngilizler Türklerin kafasını -İstanbul'u- uçuramadıktan, kalbine -İskenderun'a- darbeyi indiremedikten sonra, şimdi Türkiye'yi, bir pitonun çöl boyunca kendi sonsuz uzunluğunu sürüklemesi gıbı, ayaklarından başlayarak yukarıya doğru yutmayı kabullenmişti. Bununla beraber, Türk gücünün Lawrence ve Arapların tacizleri sonucu yaygın bir biçimde bozguna uğraması, sindirmenin zorluğunu azaltmıştı.