Shevek'in önce eski dünya'ya, Urras'a, sonra yeniden yeni dün-ya'ya, Anarres'e, tabir caizse bir "ring seferi" yapması bir kısırdön-gü, bir kuyruğunu yiyen yılan hikâyesi değil. Dönülen yeni dünya, bırakılan yeni dünya değil, Shevek'ten sonra eski dünya da aynı ka-lamayacak. Çünkü bu yolculuk birkaç duvarı yıkmayı gerektiriyor. İnsanları, dünyaları, ülkeleri, kültürleri birbirinden, bugünü dünden, bugünü yarından ayıran duvarları. Le Guin'e göre ikide bir gelip tos-ladığımız duvarlar, bugünümüzü yaşanmaz kılan engellerdir. Bir bi-rey olarak çevremizi saran, devletin, kapitalizmin ya da yalnızca "kamuoyu önyargısının", çoğunluk kanaatinin duvarlarını yıkmak yeterli değildir. Ulusları, ülkeleri, dünyaları ayıran duvarları yıkmak da yeterli değildir. Kendimizi kendimizden, an'ı zamandan, ve han-gi toprak parçasında, hangi gezegende yaşarlarsa yaşasınlar tüm canlı varlıkları birbirinden ayıran duvarlar (ki bunlar sonsuza uza-nıyor) yıkılana kadar her birimizin birer "olumsuz, tersine duvarcı ustası" olmamız gerek Le Guin'e göre. Bu duvarları etrafımıza dev-letin, bürokratların, kapitalistlerin, askerlerin mi ördüğü, yoksa bi-zim mi kendimizi duvarlar arasına hapsettiğimiz, sonuçları açısın-dan fark etmiyor. Çünkü, Tau Ceti yıldız sisteminin Anarres geze-geninde Kuzeybatışı Bölgesi'nde doğan fizikçi/isyancı Shevek'in dediği gibi, içeri kapamak, dışarıda bırakmak, aynı şey.