Sevgili Anne, sevgili Anne, bu Kilise soğuk,
Oysa meyhane hoş, sağlıklı ve ılık,
Üstelik iyi içtiğimi söyleyebilirim,
Asla böyle iyi içilemeyecek cennette.
Ve kızın bağrını yaladı,
Ve sonra boynunu yaladı,
Gözlerindeki Melisa’dan,
Yakut yaşlar damladı,
Sıyırırken dişi aslan
İnce giysisini.
Ve taşıdılar inlerine,
Uyuyan, çıplak bakireyi.
Güneşleri onların asla parlamaz,
Çoraktır tarlalar, kıt kanaat yeter,
Yolları geçilmez olmuş dikenden,
Orada ebedi kış hüküm sürer.
Zira her nerede güneş ışısa,
Nereye bir damla yağmur yağsa,
Ne akıl almaz yoksulluk olur,
Ne de bebeler aç kalır orada.
Aşk yalnızca Özü arar memnun etmek,
Kendi sevinciyle kuşatmak için bir diğerini,
Başkalarının sevincinde yitirir teselliyi,
Ve nefretinde Cennetin, bir Cehennem kurar.’