1000Kitap Logosu
Resim
William Blake

William Blake

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.3
690 Kişi
2.519
Okunma
385
Beğeni
16bin
Gösterim
Unvan
İngiliz Şair, Ressam
Doğum
Londra, İngiltere, 28 Kasım 1757
Ölüm
Londra, İngiltere, 12 Ağustos 1827
Yaşamı
İngiliz şair, ressam, oymabaskı ustası ve mistik. Orta halli bir esnaf ailesinin beş çocuğunun ikincisiydi. Babası çorapçıydı ve okula gitmedi. Öğretmeni annesiydi ve o da okuma yazma bilmeyen karısı Catherine'in eğitimi -cenneti canlandırmak için bahçede çıplak bir biçimde Paradise Lost' u - ki tarafımızdan çoğaltılacaktır - okutabilecek kadar -üstlenecekti. On yaşında çizim okuluna gönderildi ve on dördünde James Basire adlı bir oymabaskı ustasının yanına çırak verildi.1779'da Kraliyet Akademisi'ne girdi ama ortamdan hoşlanmadı. Dinsel görüşlerinde kiliseye bağlı olmayan bazı aydınlarla birlikte Swedenborg tarikatına girdi. 1780'de Newgate Hapisanesi'ni yakarak otoriteye karşı nefreti gösteren asilerin arasındaydı. Kiliseye olduğu kadar devlete de karşıydı. 1784'de babasının ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği evin bitişiğindeki eve taşındı ve bir basımevi açtı. Kardeşi Robert'ı da yanına aldı.1787' de ölen Robert'ı sık sık düşlerinde görecekti. Aklının görsel yanı hep ağır basmıştı ve tasarladıklarını canlandırabilme yeteneğine sahipti. Blake, imgeleri, sanki kafasının içinde değil, gözünün önündeymişçesine çok canlı bir biçimde aktarırdı. Şiirleri, elle tutulabilecek kadar canlı imgelerle doludur. Şiirlerini, yaptığı süslemelerle birlikte kendi bulduğu bir teknikle küçük bakır levhalar üzerine kazıyarak bastı ve elle boyadı. 20. Yüzyıl edebiyatı üzerine muhteşem bir etkisi olan Songs of Innocence ve Songs of Experience, dönemi için çok önemli yapıtlar olmasına rağmen hiçbir yankı uyandırmadı. Ölümünden 50 yıl sonraya değin bu iki kitabı hiç bilinmiyordu. Keskin gözlemleri olan, dürüst, dil ve çizim alanındaki büyük yeteneğini doğallıkla kabullenen olağanüstü bir kişiydi. Safra taşları yüzünden sağlığı kötüleşti. 70 yaşında Strand yakınlarında bir odada öldüğünde hala kitaplarını renklendiriyordu ve isimsiz bir mezara gömüldü.
37 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Ne okudum ben? Beynimi hissetmiyorum, beynimi kaybettim. Öldü yok oldu... Alla alla ne yaşadım ya ben az önce. Hâlâ etkisindeyim. Kitap zaten kısa aslında pek uzun bir inceleme yazamayacağım. Din ve Akıl.. Kitaba bakarsak akıl daha baskın geliyor. Kitapta o kadar sarsıcı ve kendi cağını aşmış fikirler ve cümleler var ki. Kadın eşitliği, özgürlükçü yapısı. Lirizm ve felsefe iç içe. Ve öğrendim ki hem filozof hem şairmiş. Ah sevdim seni deli adam! Kitap beni büyüledi. :)
Okuyacaklarıma Ekle
37 syf.
·
1 günde
·
Puan vermedi
Tesâdüften okuduğum bir kitap oldu. Zâten sayfa sayısı da az, o yüzden bir çırpıda okunabilir. Ama buna rağmen olduğundan daha fazla şey anlatmakta, ya da buna çalışıyor dersek, yeridir. William Blake'in adını daha önceden duymuştum, sonra izlediğim dizide de ondan alıntı yapılınca bir ara kitaplarına bakmayı garantiledim kendiliğimde. Kısmet bugünmüş. Kitapta, Akıl ve Din ön plana çekiliyor, Batı'nın büyük bir kısmı hıristiyan dinini kabul ettiğinden doğal olarak dine de hıristiyanlıktan yaklaşılmış. İsa Mesih'ten (doğruluğuna dair ispat olmayan) anılar, Cennet, Cehennem, Tanrı'ya adanmış bölümler - hepsi birbiriyle çelişki oluşturuyor. Yazar kendisi de çelişkinin farkına varmış olmalı ki, kitabın isminden bunu duymak zor değil. Akıl ve Din, Ruh ve Beden, Tanrı ve İblis gibi kavramlar karşılaştırılmış ve bâzen ise eşdeğer olduğu not edilmiş. Meselâ,
William Blake
Ruh ve Beden'in ayrı ayrı kavramlar olmasını kutsal kitapların hatası olarak görüyor. #156916258 Son 10 sayfa gibi
Emanuel Swedenborg
'a bayağı bir laf söylemiş, ki bu bir bakıma bende adını çektiğim diğer yazara karşı da merak uyandırdı. William Blake'e göre, Swedenborg Din'e sâdece Melekleri dinleyerek yaklaşıyor: "Şimdi şu yalın gerçeğe kulak verin: Swedenborg tek bir yeni hakikat yazmamıştır. Şimdi de bir diğerine: hep eski sahtekârlıkları yazmıştır. Ve şimdi de nedenini dinleyin. Sadece ve tümüyle dindar Meleklerle konuşmuş, dinden nefret eden İblisleri hiç dinlememiştir; zira kendini beğenmişliğiyle bunu beceremezdi." Acâba William Blake'te Swedenborg'a karşı bu kadar nefret uyandıran şey ne olmuş..? Bu soruya, sanarım sâdece ikinci yazardan da bir şeyler okuyarak yanıt bulmak mümkün. "Şimdi de bir başka basit gerçek: Mekanik yeteneklere sahip herhangi biri, Paracelsus ya da Jacob Behmen’in yazılarından, Swedenborg’unkilere eşdeğer on bin cilt üretebilir, Dante’nin ya da Shakespear’inkilerden ise, sınırsız sayıda." Bunlar bana fazla iddialı geldi. Yine de konunun tam derinine gitmeden bir şeyler söylemeği doğru bulmuyorum. William Blake'e dinsiz diyebilir miyiz? Gâliba hayır. Çünkü kitabı okuyan kesler, orada dini kötüleyen değil, daha çok Akıl'dan sonra bir yer tuttuğunu belirttiği ile karşılaşmışlardır. Peki dindar diyebilir miyiz? Gâliba yine hayır. Sınır tanımamak bu olsa gerek...
Okuyacaklarıma Ekle
37 syf.
·
1 günde
·
7/10 puan
Kutsaldır yaşayan her şey çünkü. * * Aforizmalar öyküler incil ve tevrat arasında köprü hikayeler. Bu sözler biz ne anlatıyor? Anlamak isteyen için azıcık sayfasına gizlenmiş bir okyanus. Heyben kadar alır taşırsın denizi. Bu sözler sihirli sözler azıcık şiir birazcık aforizma biraz öykü.
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.