Bu kitap hakkında inceleme yazabilmem için kitabı biraz sindirmem gerekliydi. Ben okuduğum, izlediğim her şeye oldukça kendini kaptıran biriyim. Başta Sara'nın mektuplarını okurken Homongolos'a duyduğum öfke ,beni daha sonra hüsrana uğrattı ve Sara'ya iki tokat atma isteği canlandırdı. Sara'nın ve diğer insanların Ziya Bey'i bu kadar vahşi, soğuk ve donuk tasvir etmesi elbette ki Ziya Bey'in davranışlarının bir sonucuydu . Ziya Bey'in perspektifinden bakıp onun cümlelerini okuyuncaya dek bende aynı düşüncedeydim . Onun cümlelerini okuyunca hepsinden daha yoğun ve daha derin bir kişilik olduğunu kavrayıp pişmanlık duydum. Bu kadar sığ anlatılan bir karakterin Sara'nın gözlerinden bu denli büyük bir anlam çıkarması ve o cümleleri kurması beni hayrete düşürdü. En acısı Ziya Bey'in bu mektupları ölü olan arkadaşına yazmış olması, sonuç olarak herkes onu bu gaddar, alaycı, düşüncesiz kişiliği ile anmaya ve anımsamaya devam edecek. Ziya Bey de zaten bunu isterdi (sanırım) ama beni gene de üzüyor bu durum.
Sonuç olarak Homongolos çok güzel ve unutulmaz bir karakter halini aldı benim kitaplığımda.