Prens Vasil

Tek Parti devletinde parti umumi reisliği, önemsiz bir makam değildir. Gerek 1927 tüzüğü 20-23. maddeler, gerekse 1931 tüzüğü 18-20, maddeler uyarınca, "Firka namına söz söylemek salahiyetini ancak umumi reis haizdir." Umumi reis ile onun re'sen seçtiği ve azlettiği bir başkan yardımcısı ve bir genel sekreterden oluşan üç kişilik Parti Başkanlık Divanı, "Büyük Millet Meclisi intihabını Íseçimini] idare ve Fırkanın mebus namzetlerini tespit eder." Milletvekili adayları, "umumi reis tarafından ilan olunur." Bir başka deyimle CHP tüzüğü, devletin en üst egemenlik organı olan TBMM seçimlerini "yönetmek" ve Meclis üyelerini belirlemek hakkını, geri alınmaz ve değişmez bir şekilde, Mustafa Kemal'e ve onun istediği gibi seçip azledebildiği iki kişiye bırakmaktadır. Tarihte hiçbir Osmanlı padişahının mebusan meclisi üyelerini belirlemek yetkisine sahip olmadığı hatırlanmalıdır. Ayan Meclisinde (senatoda) ise padişahın atama yetkisi var, fakat azil yetkisi yoktur. İşin veraset yönü bir yana bırakılırsa, Osmanlı saltanatı Tek Parti cumhurbaşkanlığı arasında hangisinin “monarşi" tanımına daha fazla girdiği, tartışılmaya değer bir konudur.
Sayfa 105 - Liberus Yayınevi·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Türkiye'de demokrasi yolunda kaçırılmış olan fırsatı 1923 yahut 1924'te değil daha gerilerde belki 1922'de meşru rejimin askeri zorla tasfiyesinde, belki 1918-19'da Batı ile makul bir uzlaşma zemini bulunamayışında belki de 1910-13'te Türk egemen sınıfını etkisi altına alıp imparatorluğu felakete sürükleyen dar ulusçuluk anlayışında aramak sanıyoruz ki daha doğru olacaktır.
Sayfa 98 - Liberus Yayınevi·Kitabı okuyor
1925 yılından sonra Cumhuriyet Halk Partisi iktidarına muhalefet, taşranın İslamcı ve tarikatçı unsurlarıyla (ve, yerel olarak, Kürt isyanları ile) sınırlı kalmıştır. Rejimin genel çerçevesi içinde muhalefet edebilecek aydın ve elit çevreler, bu tarihten itibaren ya sinmişler, ya yurt dışına gitmişler ya da rejime iltihak ederek Ankara'daki mevki edinmek yolunu tutmuşlardır. Muhalefetin sözcülüğü, Kasaba uleması ile tarikat şeyhlerine terk edilmiştir
Sayfa 95 - Liberus Yayınevi·Kitabı okuyor
Parti programı Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası üzerine en ciddi ve kapsamlı araştırmanın yazarı olan Eric Zürcher, partinin programını, "içinde belirgin bir Batı Avrupa çeşnisi taşıyan bir liberalizm programı" olarak tanımlar.
Sayfa 92 - Liberus Yayınevi·Kitabı okuyor
Nutuk’ta ilk dikkati çeken nokta, Milli Mücadele sırasında ve sonrasında herhangi bir nedenle ve herhangi bir ölçüde Gazi’nin emir ve iradesine karşı çıkmış olan istisnasız herkesin,vatan haini, satılmış, özel çıkarlar peşinde koşan, ya da en hafifinden gayriciddi veya aptal kimseler olarak sunulmalarıdır. Dürüst, vatansever, ve az çok zekâ sahibi oldukları halde kendisine kayıtsız şartsız itaat etmeyebilecek kişilerin varlığı, reisicumhurun kabul ettiği ihtimaller arasında bulunmaz. Atatürk’ün, görüş veya eylemlerini tasvip etmediği kişiler için Nutuk’ta kullandığı deyimlerin bazıları şöyledir: “Bedbaht”, “insanlık evsafından mahrum”, “şuuru milliyi felce uğratmak”, “hainane teşebbüsat”, “menfi ruhlu kimseler”, “zavallılar”, “zevatı malumenin hıyaneti”, “zatı gafil”, “her türlü habaset ve hıyanet ve acz ü meskenet”, “şeytanetkâr tedbirlerle milleti iğfal etmek”, “şahsi hırs ve menfaat veya hiç olmazsa cehalet”, “aciz zavallılar”, “akıl ve ferasetlerindeki mahdudiyet”, “tab’ ve ahlaklarındaki za’ıf ve tereddüt”, “milleti zehirlemek”, “akl-ı eblehfiribane”, “milleti iğfal ve meskenete irca maksadı güdenler”, “nazır diye toplanmış birtakım sebükmağzan”, “alçak bir padişahın deni fikirleri”, “heyeti fesadiye”, “ahlaksızlıklarıyla tanınmış eşhas”, “sakim ve hayvanca bir düşünce”, “bihissü idrak insanlar”, “eblehane, echelane ve miskinane hareket”, “miskin ve adi”, “düşman aleti”, “teşebbüsatı mela­net­kârane”, “fesat tohumları”,
Sayfa 77 - Liberus Yayınevi·Kitabı okuyor