📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gelibolulu Mustafa Ali 1581'de kaleme aldığı Nasihatu's-selatin [Sultanlara Nasihatler] adlı meşhur eserinde dönemin entelektüel çevrelerinin bu bağnazlara nasıl baktığını şöyle özetlemişti:
“Sadece akıl öğreten bu tür sofuların ikiyüzlü oldukları apaçık bellidir; ayrıca bilgi düzeyleri sorulacak olsa, çoğunun ağızlarında medrese çorbasının kokusu ve dişlerinde umaret yahnisinin artıkları kalmış taşralı sofu medrese talebelerinden olduklarını ve yalnızca Arapça bir iki satır öğrendiklerini ve kürsüye çıktıklarında kendilerini bilgisizlikleriyle nasıl rezil ettiklerini herkes bilir.”
Osmanlı toplumunda erkekler veya erkekler ile oğlanlar arasında meydana gelen cinsel ya da erotik ilişkilerin, hele de göz önünde gerçekleşmediyse, cezalandırıldığı nadirdi; homoerotik suçlara kıyasla kadınlar ile kurulan gayrimeşru cinsel temaslar çok daha ciddi bir suç sınıfıydı.
(Taşlıcalı) Yahya, Osmanlı aşk lisanının alışılagelmiş kalıpları dahilinde, kadınlardan hoşlananların aşkın ve alında yatan Neoplatonik ikonografinin gerçek derinliğini anlayamayacaklarını dile getirmektedir. Bunun nedeni kadına duyulan askın amacının fiziksel tatmini, oğlana duyulan aşkın ise umutsuzca özlem, uykusuz geceler, vücudun şehvetini bastırmaktan çok uzak ruhani gizemler ile öne çıkan vuslata ermemiş (umarsız) bir aşkı ima etmesidir.