Makul

Yasaların konusu geneldir dediğim zaman şunu anlıyorum yasa yurttaşları bir bütün davranışları da soyut olarak göz önüne alır yoksa özel bir kişiyi ya da özel bir davranışı dikkate almaz böylece yasa bir takım ayrıcalıklar kabul edebilir ama adlarını belirterek kimse ayrıcalık tanıyamaz yasa yurttaşları sınıflara ayırabilir hatta bu sınıflara girme hakkı veren birtakım özelliklerde gösterebilir ama şu ya da bu kimseye isim söyleyerek bu gruplara sokamaz yasa bin Krallık yönetimi kurabilir kral ve hanedan düzeni koyabilir ama ne bir kral seçebilir ve ne de kral ailesi atayabilir kısaca kişisel bir konuyla ilgili her türlü görev yasama yetkisi dışında kalır
Alıntı
Reklam
Kuşkusuz, yalnız akıldan çıkan evrensel bir adalet vardır; ama aramızda kabul edilmesi için bu adaletin karşılıklı olması gerekir. Dünyaya insan açısından bakınca görürüz ki, adalet yasaları doğal yürütme güçleri olmadığından, insanlar arasında etkisizdir. Doğru insan herkese karşı bu yasalara uyar, ama kimse kendisine karşı uymazsa, o zaman bu yasalar kötünün yararına, iyinin zararına işler. Onun için, hakları görevlerle uzlaştırmak ve adaleti kendi konusunda yönetmek için sözleşmeler ve yasalar gerekir.
Alıntı
Yalnız genel istem devletin güçlerini devletin kuruluş amacına, yani herkesin iyiliğine uygun olarak yönetebilir. Bütün çıkarların anlaştığı bazı noktalar olmasaydı, hiçbir toplum var olmazdı. İşte, toplum bu ortak çıkar açısından yönetilmelidir.
Temel sözleşme, doğal eşitliği ortadan kaldırmak şöyle dursun, tam tersine, doğanın insanlar arasına koyduğu maddesel eşitsizlik yerine manevi ve haklı bir eşitlik getirir. İnsanlar güç ve zekâ bakımından olmasalar da sözleşme ve hak hukuk yoluyla eşit olurlar.
İnsanın toplum halinde elde ettiklerine, insanı kendi kendisinin efendisi yapan "manevî" özgürlüğünü ekleyebiliriz: çünkü salt isteklerin itisine uymak kölelik, kendimiz için koyduğumuz yasalara boyun eğmekse özgürlüktür.
Alıntı
Reklam