Merhabalar, kitap genel olarak ''Beyaz Zambaklar Ülkesinde''nin bir eşi olarak nitelendirilmiş lakin bu eser ''Beyaz Zambaklar Ülkesinde''nin çok ötesinde bağrımızdan, içimizin en derinlerinden gelmiş bir eser. Ana karakter Hoca'nın üzerine epey yazılıp çizilmiştir. Ben, müsadenizle Sarı Çavuş üzerinde durmak, bir incelemeden ziyade duygularımı aktarmak istiyorum. Bu eserde beni esas etkileyen Hoca'dan ziyade Sarı Çavuş olmuştur. Yunan Muhaberesinde Çerkes Ethem'e, Seferberlikte Enver Paşa'ya bayraktarlık etmiş. Yemen'e, Arnavutluk'a gönderilmiş sonrasında Gazi Paşa'nın peşine düşmüş bir garip Anadolulu, bizden biri yani. O cephe senin beriki cephe benim sürülmüş en sonunda da kaderine terk edilmiş. Hoca'nın deyimiyle Sarı Çavuş, kendini bir şeylere vermek, bir takım insanlara bağlanmak isteyen harcanmış bir adamdı. Evet, harcanmış... Kitaptaki dikkatimi çeken bir kısmı paylaşacağım. Epey vakit köyden ayrılan Hoca, köye döndüğü vakit Sarı Çavuş, Hoca'yı arıyor lakin Hoca diğer dostlarıyla görüşüp, işlerinin peşinde koşuyor geceyi buluyor. En son Sığırtmaç Musa'nın ''Sarı Çavuş seni arıyor'' uyarısıyla Hoca'nın aklına Sarı Çavuş düşüyor ve Sarı Çavuş'u ihmal ettiğinin farkına varıyor. Ardına hikaye şöyle devam ediyor: ''O Sarı Çavuş ki benim bu köyde ilk arkadaşımdı. Her gidiş gelişimde beni uğurlayan, karşılayan odur. Üzüldüm, kendimi kabahatli, vefasız buldum.'' Hoca'nın vefasızlığı bununlada bitmiyor. Devamı ise çok daha ağlamaklıdır... Sarı Çavuş benim için Anadolu'dur. Yemen'e, Filistin'e, Galiçya'ya sürülmüş kanını hiç bilmediği toprakları ihya etmek için akıtmış sonra kendi topraklarının boğuluşuna tanık olmuş Anadolu'dur. Kendine önder bellediklerinin vefasızlığıyla karşılaşmış hatta ihanetine uğramış Anadolu. Bu kitap sadece öğretmenlerin değil önder niyetinde
Eseri bir Hocamın tavsiyesi üzerine okudum. Okurken aklıma sık sık Beyaz Zambaklar Ülkesinde isimli meşhur kitap geldi. Çünkü konusu, vermek istediği mesaj ve idealleri açısından birbirlerine benzemekteydiler. Derken ilerleyen sayfalarda bu kitaptan bazı alıntılarla bahsedilmiş olduğunu gördüm. Her iki eserde atalete teslim olmuş, çağın değişim ve dönüşümüne ayak uydurmakta geç kalmış bir toplumun öncü bir şahsiyet tarafından uyandırılışından bahsediyor. Beyaz Zambaklar Ülkesinde ki kurtarıcı Snelman, Toprak Uyanırsa da bir köy öğretmeni olarak karşımıza çıkıyor. Bazen bir milleti aslı hüviyetine döndürmek veya içinde bulundukları yanlışlardan çekip çıkarmak, akmaları gereken yatağı göstermek için ter bir kişi bile yeterlidir. Bunun en iyi örneklerini peygamberlerin hayatlarında müşahede ediyoruz. Toprak Uyanırsa da da ömrü boyunca tabiri caizse bir baltaya sap olamamış, kendisini tatmin edecek hiçbir işe imza atamamış; tüm bu umutsuzluk girdabında birde üstüne emekliliği gelen bir öğretmen/müfettişin aslına bürünüşüne şahit oluyoruz. Hem kendisi aslına dönüyor, hemde çaresizliği, umutsuzluğu, adamsendeciligi, nemelazımcılığı hayat tarzı edinmiş ; ataletini asaletine tercih etmiş bir halkı aslına döndürüyor. Okunması hususunda gereğini... :)
Toprak UyanırsaŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 1963601 okunma
Bana göre bu kitap bir ütopyadır. Çünkü bu kadar güzellik tek bir yerde toplanamaz bu ancak hayaldir. Keyifli, sürükleyici, eğitici bir kitap. Herkese tavsiye ederim.
Toprak UyanırsaŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 1963601 okunma
kitap ütopya dünyasını anlatmış biraz pek gerçekçi değil olanı değil olması gerekeni anlatmış keşke herkes bu kadar idealist bilinçli iyi niyetli ve duyarlı olsa Mahsun Kırmızıgül'ün mucize filmini anımsattı bu kitap bana o da ütopikti tabi biraz :) kitap biraz uzun geldi bir de bana daha kısa olarak anlatılabilirdi ayrıntılarda çok takılmış yazar yine güzeldi tabi eser bana göre en güzel alıntı : çocukların önünde ilk kelimeyi yazan hoca onların kafalarında yaratılacak yeni bir alemin ilk temel taşını atan usta gibidir...!
Harika bir kitap. Emekli bir öğretmenin hatıraları... Atandığı bir köyde yeniden doğuşu...Bir öğretmenin neler yapabileceğini, nelere vesile olabileceğine şahit oldum. O sadece yolu gösterdi ,köylünün uyuyan duygularını uyandırdı, uyuyan imkanları uyandırdı. Uyuyan duygular ve imkanlar da toprağın uyanmasına vesile oldu. Toprak uyanırsa neler olabileceğini okuyun ve görün.
Kitapta önemli bulduğum bir mesaja değinmeden geçemeyeceğim. Kötü gözüken, kötü olan şeylerden hep kaçıyoruz. Kaçmak yerine güzelleştirmeyi denemiyoruz. Bu bir yer olabilir, bir insan olabilir, her şey olabilir. Kaçma, güzelleştirmeyi dene! Ekmeksizköy öğretmenin yaptığı şey de buydu. Evet ilk başta ekmeğin bile zor bulunduğu bir bataklığın köşesi ona kötü göründü, kaçmayı düşündü ama kaçmadı. Zor olanı seçti. Sonra yeniden doğdu ve birçok kişinin yeniden doğmasına vesile oldu.
Toprak UyanırsaŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 1963601 okunma