Dedi sakın sözü çok etme sakla şart-i edeb/Ki çok sözünden oluptur siyah - kar kalem. (FUZULİ)
İçinde yaşadığınız çağı tanımlamazsanız tanımlanırsınız. (YUSUF KAPLAN)
-İnsanları sevmiyor musun?
-Genel bir soru mu?
-Evet.
-Seviyorum.
-O halde niye tek başına yaşıyorsun?
-Kendimi de seviyorum. Zaman zaman kendimi başkasıyla paylaşmak istemiyorum.
-Ama sevgi paylaşmaktır diyorlar.
-Doğru fakat her şey paylaşılmaz. Çünkü paylaşmak parçalamak değildir.
-Anlayamadım!.
-İnsanlarla paylaştığın bir değer, insanlarla paylaştığın bir güzellik, bu paylaşmadan sonra bölünüyorsa, bu paylaşmadan sonra değer ve anlamı küçülüyorsa, bu paylaşmak değil parçalamaktır.
Hayat nedir,neye denir? Bizi kitapsız bırakırlarsa kayboluruz, kafamız karışır hemen. Neye katılacağımızı, tutunacağımızı, neyi sevip neyden nefret edeceğimizi, neye saygı duyacağımızı ve neyi küçümseyeceğimizi kestiremeyiz. İnsan olmanın baskısı altında eziliriz, sadece beden ve kandan oluşan gerçek insanlıktan utanırız,bunun bir rezalet olduğunu düşünür ve katlanılmaz bir genel insan tipinde olmayı başarmaya çalışırız. Ölü doğmuşuz ve hayatta olmayan babalar tarafından geçmiş nesiller için yaratılmışız. İşte bu tanım bize daha çok uyuyor.
Niçin ara sıra yaygara yapıyor ve telaşa kapılıyoruz? Niçin inat ediyoruz ve başka şeyler istiyoruz? Ne istediğimizi bizde bilmiyoruz aslında. Tuhaf isteklerimiz yerini bulsaydı, bu bizim için daha kötü olurdu aslında.