Ayrık otu

Ayrık otu
@Proffesional
|Uludağ üniversitesi| 4/3
74 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Hatırlar mısın, insan gitmekten yapılmıştır Dünya kalmaktan Kal benimle, gitme, dünya dar Alan açık, denizler var Allah’ın dağları ve evliyaları aynı yaştalar Bunu ancak ikimiz bilebiliriz Yalpa yalpa merhamet Yalpa yalpa vicdan İnsan, gitmekten… Hatırlar mısın Eskiden okumam için rüya gönderirdin Az görülmüş ve az anlatılmış rüyalar Karşılardı beni mektup kâğıtlarında Tüm uzun yürüyüşlerimde okuduğum En nadide rüyalardan birisini Uzun yıllardan sonra tekrar gördüm Şimdi düşünüyorum kısa kısa tüm bunları Hayatımız artık Çok görülmüş vasat bir rüyanın Berbat bir tabirine döndüğünden beri Balkona çıkmanın fen bilgisi Pencereden bakmanın matematiği Ve uzun uzun gülmenin ehliyeti Bunlar hep baharla ilgilidir, hatırlar mısın Vazgeçilmez bir bahar günü olsaydı bugün Ilık ılık esen tatlı rüzgârlarla dirilen Kalbindeki evin
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daraltı
Kendiyle yüzleşmeyi kim göze alabilir? Elbette sadece değişimi umabilen! Hiçbir şey değişmeyecekse kişi kendisiyle niçin yüzleşsin? Niçin yüzleşmenin o ağır yükünü taşısın? Gerçekliği belleğinde niçin saklasın? * * * “Sanki burnum değdi burnuna yokun / Kustum özağzımdan kafatasımı.” İnsanın kendiyle yüzleşmesini Necip Fazıl’ın bu mısralarından daha iyi ne anlatabilir, doğrusu bilemiyorum. Burun buruna gelmek, yüzleşmenin en yaygın biçimlerinden biri! Travma denilen hâl. Aniden kendisiyle karşılaşır insan. Gerçekle. Gerçeğiyle. Omnipotans bir anda çöküverir. Hiçliktir kişinin gördüğü. O hâldeyken hiçlikle yüzleşilir. Gerçeklikle. Çıplak gerçeklik hiçliğin ta kendisi. Onu bürüyen, sarıp sarmalayan, giydiren biziz. İnsan yani. Gerçekliği kendisine tahammül edilebilir hâle getiren. Onu sırf bizim için vareden. Saçlarını tarayan, süsleyen, yüzüklerini, kolyelerini, küpelerini takıp takıştıran, hep biz. İnsan.
Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında. Aşklarım, inançlarım işgal altındadır tabutumun üstünde zar atıyorlar cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar denize yaklaşınca kumlar ve çakıl taşları geçmiş günlerimi aşağılamaktadır. Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında. Ve rüzgar buruşturuyor polis raporlarını kadınlar fazlasıyla günaha giriyorlar bazı solgun gömleklerin çözük düğmelerinden çelik tırpan gibi silkiniyor çocuklar denizin satırları arasında. Gece arsızca kükrüyor paslı beyninde şehrin küfre yaklaştıkça inancım artıyor. Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda acılar çekebilecek yaşa geldiğim zaman acıyla uğraşacak yerlerimi yok ettim. Ve şimdi birçok sayfasını atlayarak bitirdiğim kitabın başından başlayabilirim.
Şiir
#Naat #İsmetözel
Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar Falları grafiklerde bakılanlar siz de işitin.. Külden martı doğuran odalıklar Ve kahyalar Kara pıhtılarıyla damgalanmış veznelerde dili Şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler Celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan Ey hayat rengini sazendelik sanan Yırtlaz kalabalık! Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi, Hepiniz kulak verin. Güneşin Koskoca beldeye suskunluk yaygısını serdiği Yazlar yok Yok artık altında suskun yolları saklı tutan Karla örtülmüş kırların kışı Gitti giden, yerine gelmedi başka biri Orada Duyumsatmadı kendini hiçlik bile Belli ki son yüzyılımız göğsümüzden Varla yok harman eden sesi uçursak Diye bize verildi Yetti bir yüzyıl böcekler ve otlarda Soluyuş izlerimiz silmek için Ne yesek Lokmaya vurulur gibi değil Yuduma gelmiyor içtiklerimiz Dernekler toplanıyor dışta tutmak için
Şiir