Bir gün aynaya baktım...
Ve oradaki yansımanın, içimde taşıdığım kişi kadar önemli olmadığını fark ettim.
O an, içimde bir şey değişti.
Sen hiç, başkalarına güzel görünmeye çalışırken kendinden uzaklaştığını fark ettin mi?
Ben fark ettim.
Saçımı düzelttim, kıyafetlerimi değiştirdim, güldüm, poz verdim…
Ama yine de bir boşluk vardı içimde.
Çünkü bütün bu çaba, aslında beni mutlu etmiyordu.
Sadece başkalarını memnun etmeye çalışıyordum.
Meğer mesele dışarıdan nasıl göründüğüm değilmiş.
Mesele, içimde kim olduğummuş.
Ve o kişi…
Yıllarca susturulmuş, bastırılmış, ama hâlâ oradaymış.
Yaralı, ama hâlâ umutlu.
Kırık, ama hâlâ sevgi dolu.
Şimdi anlıyorum…
Kusurlarımı sevmeyi öğrenmemişken, kimse beni tam anlamıyla sevemezmiş.
Çünkü ben bile kendimi tanımıyormuşum.
Ama artık tanıyorum.
Ve sevmeye başladım.
Kusursuz değilim.
Ama gerçek biriyim.
Kalbim yorgun, ama hâlâ iyi.
Gözlerim dolu, ama hâlâ parlak.
Dünyanın çizdiği izler var üzerimde, ama hepsi bana ait.