Yılmaz yılmaz

Yılmaz yılmaz
@Prometeus
Bütün soru işaretlerini çıkardım hayatımdan Ünlemlerle dolu bir yalnızlığım artik
Danısmanlık
Yuksek lisans
Istanbul
Diyarbakır
20 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Dört milyar beş yüz milyon yıl önce, bir yıl eksik bir yıl fazla, cüce bi yıldız bugün yeryüzü ismine karşılık gelen bir gezegen tükürdü. Dört milyar iki yüz milyon yıl önce, ilk hücre denizden ilk yudumu tattı, hoşuna gitti ve iki tane oldular; birlikte bir şeyler içsinler diye. Dört milyar küsür yıl önce, daha neredeyse maymun olan erkek ve kadın ayaklarının üzerinde yükseldi ve kucaklaştılar, o durumdayken yüz yüze olmanın mutluluğunu ve paniğini ilk defa yaşadılar. Yaklaşık dört yüz elli bin yıl önce, kadın ve erkek iki taşı sürttü ve onlara korku ve soğukla mücadelelerinde yardım eden ilk ateşi yaktı. Yaklaşık üç yüz bin yıl önce, kadın ve erkek ilk kelimeleri söylediler ve anlaşabileceklerine inandılar. Hala aynı durumdayız: İki olmak isteğiyle, korkudan ölerek, soğuktan donarak kelimeler arıyoruz.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tanrılardan yardım istedik, şeytanlardan, gökyüzündeki yıldızlardan. Salyangozlardan kimse yardım istemedi. Ama salyangozlar sayesinde, Ucayali Nehri'nin kafası her bozulduğunda, kabaran suları toprağı istila ettiğinde ne bulurlarsa ezip geçerken, Shipibos yerlileri boğulup ölmüyor. Salyangozlar haber veriyor. Her felaketten önce, yumurtalarını ağaç gövdelerine yapıştırıyorlar; yükselen suyun yetişebileceği suyun daha yukarısına. Hesaplarında asla şaşmıyorlar.
Bir Pazar günü ‘ideolojik fikirler beslediği için’ işkenceden geçip hapse atılmış olan öğretmen Didasko Perez’i beş yaşındaki kızı Milay ziyaretine geliyor. Milay babasına bir kuş resmi getiriyor. Muhafızlar resmi, cezaevinin kapısında yırtıyorlar. Ertesi Pazar, Milay babasına bir ağaç resmi getiriyor. Ağaçlar yasaklı olmadığından resim içeriye alınıyor. Didasko resmi övüyor, sonra ağaç dallarının arasına serpiştirilmiş, yarı gizlenmiş duran, renkli, küçük beneklerin ne olduğunu soruyor: “portakal mı bunlar? Yoksa başka meyve mi?” Çocuk parmağını babasının dudaklarına bastırıyor: ” ŞŞşşş” Sonra eğilip babasının kulağına fısıldıyor: “Saçma konuşmasana… Görmüyor musun, göz bunlar… Senin için gizlice soktuğum kuşların gözleri.”
Boş ve buruşuk bir Republicana sigarası paketiyle burada bıraktığın eski bir dergiyi yanımda taşıyorum. Son iki tren biletini yanımda taşıyorum. Bir yüzüne, ağzımdan çıkan bir konuşma balonunun içinde komik şeyler söyleyen resmimi çizdiğin kağıt peçeteyi yanımda taşıyorum. Ayrıca geçen gece, insanlardan, kalabalıktan uzakta yürüdüğümüz sırada sokakta görüp aldığım bir akasya yaprağını da yanımda taşıyorum. Ve üzerinde pencere gibi bir delik olan, pencerede suyun nöbet tuttuğu, diğer bir taşlaşmış boş defter yaprağını da; üfledim ve seni gördüm ve bu yazgının başladığı gün oldu. Ağızdaki şarap tadını yanımda taşıyorum. (Tüm güzel şeyler için, her seferinde bunların daha güzellerini yaşayacağımızı söylüyorduk.) Yanımda tek bir damla dahi zehir taşımıyorum. Ama giderken bana kondurduğun öpücükleri yanımda taşıyorum (hiçbir seferinde uyumuyordum, hep uyanıktım). Ve hiçbir mektubun, hiçbir açıklamanın ne olup bittiğini kimseye anlatamayacağıbütün bunlardan kaynanlanan bir şaşkınlığı da."
Yapıları kabuk bağladığı ve baskı düzenekleri böyle girişimleri daha doğarken yok ettiği için, gençlerine siyasal yaşam oluşturma olanağı vermeyen ülkeler, sözde "protesto kültürü"nün yayılmasına uygun tabanı hazırlar; bu kültür dışarıdan gelmiştir ve bolluk-savurganlık toplumunun bir türevidir, asalak toplum katmanlarının sözümona gelenekçilik karşıtlıklarından kaynaklanır ve tüm toplumsal sınıfa yayılır. Sistemin kültürü, gerçeği maskeleyen ve bilinci uyuşturan bir yaşam yerine geçen nesneler kültürüdür.