Yılmaz yılmaz

Yılmaz yılmaz
@Prometeus
Bütün soru işaretlerini çıkardım hayatımdan Ünlemlerle dolu bir yalnızlığım artik
Danısmanlık
Yuksek lisans
Istanbul
Diyarbakır
20 okur puanı
Mart 2018 tarihinde katıldı
Basit bir ekonomi metnini okumaya çalıştı; dayanılmayack kadar sıkıcıydı. Durmaksızın uzun ve aptalca bir düşü anlatıp duran birini dinlemeye benziyordu. Bankaların nasıl işlediğini ve benzeri şeyleri öğrenemiyordu, çünkü kapitalizmin bütün işlemleri ona ilkel bir dinin ayinleri gibi anlamsız, barbarca, karmaşık ve gereksiz geliyordu. Tanrıya insan kurban etmekte hiç olmazsa yanlışlıktan doğan ve dehşet verici bir güzellik vardı; bütün insanların hareketlerinin hırs, tembellik ve kıskançlık tarafından yönetildiğini varsayan para ayinlerinde ise, dehşetli olan bile bayağılaşıyordu.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
yüzyıl sonundan gün batımının görünüşü bizi gömen ya da süren toprak zehirleniyor. hava yok, havasızlık var. yağmur yok, asit yağmuru var. parklar yok, park yerleri var eşler yok, ortaklar var uluslar yerine, şirketler var yurttaşlar yerine, tüketiciler var şehirler yerine, yığılmalar var bireyler yok, dinleyiciler var gerçekler yok, reklamlar var vizyonlar yok, televizyonlar var bir çiçeği övmek için, "plastik gibi" deniyor…
Televizyon
1918’de Moskova’da, devrimci coşkunun tam ortasında, Anatoli Lunacharski Tanrı’yı yargılayan bir mahkemeye başkanlık etti. Bir İncil sanık sandalyesine oturtuldu. Davaya göre, Tanrı tarih boyunca insanlığa karşı sayısız suç işlemişti. Savunma avukatı Tanrı’nın suç ehliyeti olmadığını iddia etti: zira ileri derece bunaklıktan muzdaripti: ama mahkeme onu idama mahkûm etti. 1918’de bugün, şafak vakti, beş mitralyöz mermilerini gökyüzüne doğru boşalttı.
Hukuk
1979’un sonlarında, Sovyet güçleri Afganistan’ı işgal etti. Resmi açıklamaya göre işgalin sebebi ülkeyi modernize etmeye çalışan laik hükümeti savunmaktı. Ben 1981 yılında bu konuyla ilgilenen Stockholm’deki uluslararası mahkemenin bir üyesiydim. O oturumların birinde yaşadığım önemli bir anı asla unutmayacağım. O dönemde freedom fighters, yani özgürlük savaşçıları, şimdiyse teröristler olarak adlandırılan köktenci İslam’ın temsilcisi üst düzey bir dini lider tanık kürsüsündeydi. İhtiyar şöyle gürlemişti: Komünistler kızlarımızın namusunu kirlettiler! Onlara okuma yazma öğrettiler!