modern şehir ortamının sunmaktan yorulmadığı kaotik etkiler kasırgası içinde kişinin umut edebileceği tek sağlam zemin (ki bu bile boşunadır) kendi "kişisel kimliği"dir.
Levha I
topraktan koptu herşey öldürülenler dışında
gittiler.
ayrılıkları için ayin kurup son yağmurlar için yakardıktan sonra
kalan kuşlar için uzun ömürler dilediler
uğultular içinde bıraktılar köyleri
çamurdan,taştan ve sazdan evlerinin arasında
çıplak ayaklar altında binlerce yıl aşınmış taş yollar bıraktılar
arkalarında gittiler.
siyah buruşuk paltoları içinde o anlaşılmaz sureler
anlatıcılar...bilge çocuklara aşkı ve ölümü tebliğ edenler
geceler ve günler süren efsanelerde paslanmış hançerler
paslanmış gerçekler,binlerce yıl toprak altında beklemiş eller
kahredilmiş kahramanlar,anlamlı ölümler ve anlamdışı eylemler
gül bahçelerinde hurafeler söyleyerek gittiler
bahçeler,evler üzerinde,o yabanıl rüzğar gelip yeniden yerleşti
sonra,o zamana kadar bilinmeyen başka adamlar geldiler
susuz ağaçların silüetlerine astılar sevdalı ölülerini
yağmurun yabanıl yıkayışında yalnızlığı ustaca gizlediler
yıkadılar yüzlerini gidenlerin kanlarında
gidenlerin kanlarıyla toza dumana bulanarak gittiler.
şimdi kimse hatırlamıyor eski çocukların gözlerini
Levha IV
geriye neyin boşluğu kalır,ihanet bizden ayrılınca siya?
ihanet,mademki doğurabileceğimiz bir cansa
hançeri bugüne kadar neden taşıdık karnımızda?
madem ki hakim mahkumdur gerçekte
neden bu yargılama?..cevap ver!
madem ki tek hüküm kılıçtır hükümdarda...cevap ver!
madem ki ölenle ölünmüyor gerçekte ip kimin boynunda?
levha.
işte gögsüne yazılmış,kurumuş kandan siyah işaret
o şarapnel çizgisi
dudaklarımın kıyısında zamana ilişkin bir ayet,insana ve asra
söyle siya,yalnızca kendine kapanmış kapıların şarkısını,
gecenin kanatları çarpıp dururken rüzğarda
neden gece eziyor yüreklerimizi siya
elin neden eziyor bizi...ve kanayan yüzümüz ekberin seccadesi güya
neden harap şehirler ayrılıkların habercisi siya?
ayaklar altında kalan anı parçaları
pusula dönüp hep onu gösteriyor,kendini işaret eder tanrı sürekli
tablet parçaları,ezilmiş taç yaprakları
ey eski öykülerin kararmış rengi
her şey bizden yola çıkıyor siya,her şey bizden ayrılmakta
ölen her zaman düşlerimizi götürüyor,kavuşturmak için en gidilmez uzağa