Ahlaki değerlerinizi sorguladığımın farkındayım. Aslında cevabımız, madem Marco di Dio'nun içinde böylesine hayvani dürtüler uyanıyor, onun pek de heykeltıraşın tarif ettiği gibi iyi, genç bir adam olduğunu söyleyemeyiz, şeklinde. Size şunu hatırlatmak isterim; azizlerin hayatında bile aynı dürtülere (hatta daha da kötülerine) rastlanmıştır ve onlar, Tanrı'nın da yardımıyla bu kötü taraflarından kurtulmayı başarmışlardır. Benzer şekilde kendi yarattığınız kurallar, bu tür dürtülerinizi, belki de hırsız ya da katil bile olmanıza yol açabilecek arzulanınızı bastırmanızı sağlar. Sıcak bir yaz gününün verdiği sıkıntı, üzerinize kil gibi yapışmış bulunan kurallarınızın eriyip gitmesine ve içinizdeki hayvani duyguların ortaya çıkmasına yeterli olmayacaktır. O kilin altında tutsaksınız.
Sonsuzluk kavramını sadece beş yıl içinde değil, şu bir dakika için bile kaybetmiş birisi olarak o gelip geçtiğim sokak ve o zaman dilimi şimdi bana en uzak yıldızlardan bile daha uzak görünüyor.
Ve henüz yaşadığınız, iki kişilikli olma hali canınızı sıktıysa bilin ki daha bu hiçbir şey değil. Ne ikisi, ne üçü, bir tek kişiyim zannederken Tanrı bilir aslında kaç farklı kişisiniz.
Hadi ilerleyelim bakalım.
Ne demek istiyorum biliyor musunuz? Yaptıklarınız, size verilen biçimler gibi hayatınızın gerçeğidir. Nasıl mı? Neden mi? Asla inkâr edemeyeceğiniz bir hapishanedir hayat. Buna söyleyecek sözünüz yoksa ve beni onaylıyorsanız bu noktada şunu söylemeliyim; evet hayat hapishanesinde bir mahkûmsunuz ve oradaki yargılama hiç de beklediğiniz gibi adil değil.