Prometheus

Prometheus
@Prometheus___
Deus, volo te videre me.
Evet, budalanın tekisin... Zavallı saf, düşüncesiz ya da şöyle söyleyeyim, düşünceleri ne kendisine ne de başkalarına bir şey ifade etmeyen, özel niyet, çaba beslemeyen, azıcık fikir kırıntısı taşısa hemen o fikrinden dönen, uyurgezer gibi dolaşan, sabah gözlerini açtığında bir gün önce nasıl yaşadığına, nasıl soluduğuna, güneşi nasıl gördüğüne şaşıp kalan bir ahmaksın...
Sayfa 87
Reklam
Maalesef hayatımı belli düzene koymayı asla bilemedim. Kendi halimde, bana özel tarzımla yaşamayı hiç isteyemedim. Başkalarının gözünde aynı kalmamı, tek bir biçimde algılanmamı sağlayacak davranış sergilemeyi arzulamama ve buna hiçbir engel olmamasına rağmen ruhum hep anlık değişikliklere boyun eğdi. Bu nedenle, kendi kendiyle kavga eden, ötekinin düşündüğüne aykırı davranan, düşüncesi parçalanmış, zihnen ve duygusal anlamda çatışan iki kişilik oldu hep içimde. Böylece kendime saygı duymak yerine başkalarının fikirlerine boyun eğen, zaafları olan, bulunduğu halden memnun olmayan ama kılını da kıpırdatmayan birisi oldum çıktım.
Sayfa 73
Ama belki de bu hayvanlar, bitkiler, insanlığın bilemeyeceği istek ve hislere sahipler. Doğa, insanların gem vurulmamış arzularını biraz olsun unutabilmek, yok sayabilmek için hüzünlü bir şarkı söylüyor. Doğa ve insanlığın biraz daha anlayışlı ve uyumlu olmaya ihtiyacı var. Özellikle doğanın dünyayı şekillendirmek için yaptığı ustaca manevralar, insanlığınkilerle benzeşiyor; kasırga ve depremler gibi. Ama insanlar rüzgar benzeri bir şey dahi yapamaz. Buna rağmen yıkımlar, binalar, inşaat ve hayvanların sömürüsü sürüp gidiyor. Hepsi şehirlerin inşası için. Ama insanı bu hale, her şeyi şekillendirmeye, şehirler inşa etmeye, doğayı doğadan habersiz şekilde kendi tarzına bürümeye çalışmasını dürtükleyen şey nedir bilinmez. İnsan, etrafındaki her şeyi, kendisini bile, kendisi için bir malzeme olarak görüyor ve aslında şehirler inşa ediyorum derken kendi kendini kesip biçiyor, şekillendiriyor.
Sayfa 70
Oysa şehre döndüğün anda sahte ve mekanik hayatına tekrar dalıp kendini hemen toparlayacaksın. Yıkım ve yapım, dünyanın içinde yeni bir dünya, imal edilmiş, birleştirilmiş ve dönüştürülmüş bir dünya, suni, kurgulanmış, boşluğa adapte edilmiş bir dünya, insanlık için değer, fiyat, eder olgusu üzerine kurulmuş bir dünya.
Sayfa 67
Ah, bir taş misali, bitki misali bilinçsiz olsak. Adımızı bile hatırlamasak! Şu çimenlerin üstüne uzanın, ellerinizi başınızın altında birleştirin ve masmavi gökyüzünde bir yelken gibi süzülen, göz kamaştıran beyaz bulutlara bakın. Kestane ağaçlarının arasından esen rüzgârın sesini dinleyin. Denizin dibi gibi.
Sayfa 64