Birçok gün, birçok sene boyunca, hiçbir şeyi düşünmeden veya her şeyi düşünerek oturdum, sarmak istediğim, ve beni yiyip bitiren sonsuzluğun içinde aşınarak!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Diğer bazı anılar, yağmurlu günler gibi kasvetli ve soğuk; geri gelen acı ve zalim anılar da var; umutsuzca ağlamakla geçen çile dolu saatler, ve ardından gözleri saklayan yaşları, sesi boğan hıçkırıkları kovmak için zoraki gülüşler...
Ve bazı günler var ki devasa bir bezginliğe kapılıyorum, ve karanlık bir sıkıntı, gittiğim her yerde, beni kefen gibi sarmalıyor; kıvrımları beni utandırıyor ve kısıtlıyor, hayat bir vicdan azabı gibi üstüme; basıyor. Bu kadar genç ve bu kadar her şeyden bıkmış...Oysa yaşlı olup hala heyecan dolu olanlar var! Ye ben, o kadar düşüğüm, o kadar küskünüm! Ne yapmalı? Gece, lambrilerimin üstüne titrek ışığını yaprak yaprak düşüren aya, gündüz de komşu çatıları altınla kaplayan güneşe mi bakmalı? Yaşamak bu mu?
Hayır, bu ölüm, eksi, kabir huzuru.
Hazin ve tuhaf çağ bizimki! Bu büyük haksızlık çağlayanı hangi okyanusa doğru dökülüyor? Bu kadar dipsiz bir gecede nereye gidiyoruz? Bu hasta dünyayı yoklamaya kalkanlar, bağırsaklarında kıpraşan ahlaksızlıktan korkarak hemen geri çekiliyor.