Deneyim denilen şeyin ahlaki bir değeri yoktu. Deneyim, insanların yanlışlarına verdikleri isimdi. Ahlakçılar kural olarak, deneyimi bir tür uyarı biçimi olarak görmüş, karakterin şekillenmesinde etik açıdan faydalı olduğunu öne sürmüş ve onu bize neyi yapıp neyi yapmayacağımızı gösteren bir şey olarak yüceltmişlerdi. Fakat deneyimin harekete geçirme gibi bir gücü yoktur. Rolü neredeyse vicdanınki kadar azdır. Deneyimin bize gösterdiği tek şey şudur; geçmişimiz neyse geleceğimiz de o olacaktır ve geçmişte tiksinerek işlediğimiz günahları gelecekte defalarca, hem de mutluluk duyarak işleyeceğiz.
Sıradan kadınlar hayalgücümüze hitap etmezler; onlar kendi çağları ile sınırlıdı. Hiçbir güç onları şekilden şekle sokamaz. Kafalarının içi tıpkı kıyafetleri gibi apaçık ortadadır; akıllarından geçenleri avcumuzun içi gibi biliriz. Onlara her yerde rastlamak mümkündür. En ufak bir gizemleri yoktur. Sabah parkta atla gezer, öğleden sonra çay partilerinde çene çalarlar.
Anladım ki iki tür kadın var; sade kadınlar ve renkli kadınlar. Sade kadınlar son derece işlevseldirler. Saygın bir ismin olsun istiyorsan sade kadınlardan birini yemeğe götür yeter. Renkli kadınlar çok cazibelidirler ama bir kusurları vardır; genç görünmek için çok sürüp sürüştürürler.
Sevgili çocuk, kadınlar dâhi falan olamaz. Kadın süs için yaratılmış bir türdür. Söyleyecek sözleri yoktur ama pek tatlı konuşurlar. Kadınlar maddenin akıl üzerindeki zaferini temsil eder; tıpkı erkeklerin zihnin ahlak üzerindeki zaferini temsil etmesi gibi.