Okur

Okur
@Prometheuss98
Soytarılığa,ilgi budalalığına, boş konuşmaya, anlamsız görsellere gerek yok. Kitap okumak için buradayım.
Yazarın hayranıyım fakat her yazdığını da beğenecek değilim.
6/10
·779 syf.··
2026 5. kitabı
Dostoyevski'ye olan saygım baki kalsa da, Budala’yı bitirdiğimde hissettiğim o "karakter karmaşası" ve kurgusal dağınıklık aslında kitabın edebi bir şaheser olmasından ziyade, yazarın kumar borçlarını kapatmak için aceleyle kaleme aldığı profesyonel bir karalama olduğu hissini uyandırdı. --------SPOİLER İÇERİR----- Romanın özellikle ikinci yarısında Mişkin'in o "pasif iyiliği" çevresindeki bencil ve egoist insanların yarattığı kaosun altında ezilirken, Nastasya’nın sürekli kaçışları ve Rogojin’in mülkiyetçi cinayeti rasyonel bir derinlikten çok psikolojik bir hezeyan gibi duruyor. Mişkin’in finalde cesedin başında sergilediği o ruhsuz sakinlik ise bir bilgelik değil, zihinsel bir iflasın resmi. Mişkin'in çevresindeki o "hak arayan" nihilist gençlerin bizzat kendileri, "Budala" dedikleri adamdan çok daha büyük birer budala örneği sergiliyorlar. Açıkçası, yazarın araya girip yaptığı o keskin insan analizleri olmasa kitap çekilir gibi değildi; bu yüzden kurgusal bütünlüğü ve karakter tutarlılığıyla Suç ve Ceza’nın on sayfası, benim gözümde bu kitabın tamamından çok daha değerlidir.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Reklam
Doğa ve İnsan
Puan vermedi·176 syf.··
2026 1. kitabı
Andrey Platonov’un Muhteşem Vahşi Dünya kitabı bence tam bir insan-doğa mücadelesi üzerine kurulu. 9 farklı hikâyede aslında insanların doğaya hükmetme çabasını ama çoğu zaman doğanın o devasa gücü karşısında nasıl çaresiz kaldığını görüyoruz. Kitabın bazı yerlerinde olaylar çok ucu açık bırakılmış, sanki yazar son kararı bize bırakmak istemiş gibi. Özellikle o elektrik getirme çabaları veya kayalıklardaki çaresizlik gibi bölümlerde duygular çok ön planda. Sonlara doğru gelen o yapay kadınlı "Antisexus" kısmı ise bence tam bir distopik dalga geçme olmuş; her şeyi makineleştirmek isteyen sisteme sert bir eleştiri yapıyor. Kısacası Platonov, dünyanın hem ne kadar mükemmel hem de ne kadar acımasız olduğunu, biz insanların da bu vahşilik içinde nasıl duygularımızla ayakta kalmaya çalıştığımızı anlatmış.
Muhteşem Vahşi DünyaAndrey Platonov · Metis Yayıncılık · 2014250 okunma
Oyunun Kaçınılmaz Kuralları
9/10
·622 syf.··
2025 2. kitabı
Hayatımızın her alanında, istesek de istemesek de bir politikanın içerisindeyiz. Oldum olası bu bana saçma ve bir ego oyunu gibi gelir; sanki bu oyunun içindekiler bir tiyatro çeviriyor gibi... Fakat reddedemeyeceğim bir şey varsa, o da bu durumun benim için hayatın acı bir gerçeği olduğudur. Ne kadar samimi olmak istesem de, insanlara değer versem de kendimi bu iğrenç oyunda kaybeden bir oyuncu olarak buluyorum. Hepimiz bu oyunun içinde olmak mecburiyetindeyiz; rolümüzü belirleyen şey ise yapabildiklerimiz. Bu kitap; "Neler yapabiliriz?", "Neler yapılabilir?" ve "Ben bu oyunda nerede olmak istiyorum?" sorularının cevabını bulabileceğiniz, objektif ama bir o kadar da okuyan kişiye göre subjektif olabilecek bir eser. İçerik, kitabın ismi gibi 48 yasadan bahseder ve bu 48 yasa oyunun kurallarıdır. Tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim.
İktidar - Güç Sahibi Olmanın 48 YasasıRobert Greene · Altın Kitaplar · 20233,613 okunma
Yıkıcı Aşk...
Puan vermedi·500 syf.··
2025 1. kitabı
Merhaba, incelememde konuların detaylarına girmeden okuyucuya fikir vermek istedim çok az spoiler içerebilir fakat derinliğe girmemeye dikkat ettim. Keyifli okumalar dilerim. Uğultulu Tepeler’de hikâye boyunca birçok duygunun sürekli olarak birbirine karıştığını görüyoruz. Mağduriyetle başlayan anlatı, intikam, nefret, aşk ve arzularla iç içe ilerliyor. Birinci nesildeki karakterlerin acıları ve karanlık seçimleri, ikinci neslin hayatını da şekillendiriyor; İnsanı kötülüğe, hatta şeytanlığa sürükleyen şey umutsuzluk mudur? Yoksa aşkın kişiden kişiye değişen karanlık bir tarafı mı vardır? Bana göre Heathcliff, aşkı ve arzuları uğruna kendini yetersiz buldu; bu yüzden uzun bir süre herkesle bağını koparıp güçlenmeye odaklandı. Eve döndüğünde gerçekten güçlüydü—ama ne istiyordu? Catherine’i mi? Saygı görmeyi mi? Yoksa yalnızca intikamı mı? Bu kesinlikle tartışmaya açık bir konu. Dönemin şartlarına objektif olarak baktığımızda, erkeklerden güçlü olmaları bekleniyordu. Catherine de bu gücü Heathcliff’te görmediği için Edgar Linton ile evlenmeyi kabul etti. Bence bunu kendine “Heathcliff için böyle yapmalıyım” diyerek gerekçelendirmesi aslında sadece bir bahane niteliğindeydi. Bu zinciri başlatan iki kişi, kendi duygusal çatışmalarını sonraki nesle de aktararak çevrelerindeki herkese acı ve zulüm verdi. Uğultulu Tepeler, bana göre bir aşkın ne kadar absürtleşebileceğinin ve sadece iki kişi arasında yaşanan bu yoğun duygunun iki aileyi nasıl tamamen paramparça edebileceğinin hikâyesidir.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201257,8bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2022 41. kitabı
Shakespeare'in hep abartıldığını düşündüm ama yanıldığımı bu kitapla daha net anladım. Çok başarılı buldum, her duyguya herkesin anlayacağı biçimde yer veriliyor, diğer eserlerinide bir an önce okumak istiyorum. Üzüldüğüm nokta, kitapta yazılanlar kaç sene öncesine hitap ediyor fakat bizim TV dizilerimizin seneryosu bu kitaptaki kurgular gibi, (Kitabı kesinlikle kötülemiyorum hatta övgü niteliğindedir) medeniyet ve kültür olarak bu kadar geride olduğumuzu görmek çok üzücü. Okumayı düşünen varsa tavsiye ederim.
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,7bin okunma
Reklam