“Medeniyyet...size çoktan beridir diş biliyor;
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
Arnavutlar size ibret olacakken, hâlâ
Ne bu şûrîde siyaset, ne bu fâsit dava?
Görmüyor gittiği yanlış yolu, zannım çoğunuz....
Size rehberlik eden haydudu artık kovunuz!
Bunu benden duyunuz, ben ki evet, Arnavudum...
Başka bir şey diyemem... İşte perişan yurdum...
Ey bu toprakta birer na’ş–ı perişan bırakıp,
Yükselen, mevkib–i ervâh... Sakın arza bakıp;
Sanmayın, şevk–ı şehâdetle coşan bir kan var...
Bizde leşten daha hissiz, daha kokmuş can var!
Bakmayın, hem tükürün çehre–i murdarımıza!
Tükürün: Belki biraz duygu gelir arımıza!
Tükürün cebhe–i lâkaydına Şark’ın, tükürün!
Kuşkulansın görelim, gayreti halkın, tükürün!
Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!
Tükürün Ehl–i Salib’in o hayâsız yüzüne!
Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!
Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!
Hele ilânı zamanında şu mel’un harbin,
“Bize efkâr–ı umûmiyyesi lâzım Garb’ın;
O da Allah’ı bırakmakla olur” herzesini,
Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini
Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün...
Yine hicran ile çılgınlığım üstümde bugün...
Bana vahdet gibi bir yâr–ı müsâit lazım!
Artık ey yolcu bırak... Ben yalınız ağlayayım