Ne zaman geleceği belirsiz ama geleceğinden zerre şüphe olmayan o korkunç an, bir gün ortaya çıkacak. Ve o, bu anı beklemeye zorlanmış, beklemeye alışmış. Beklemek belki de işkencenin kendisinden daha ağır, daha yıpratıcı bir ceza; evet evet, kesinlikle öyle.
Bir kez daha anladı ki insan insanın zehrini alır. Ama onu zehirleyenler de insandı; başka insanlardı, soğuk uzak acımasız insanlar. O zaman belki de doğru olan şuydu: seven insanlar birbirinin zehrini alır, birbirine şifa olur, birbirini kurtarır.
Bizim başlıca derdimiz ne biliyor musun yavrum? Birbirimizi çok sevmemiz. O denli bağlıyız ki birbirimize... sevdamız kadar korkularımız ve tutkularımız da güçlü bizim.