Sensizliğin, sensiz kalmanın salt yalnızlık olduğunu, sen gidince mi anlayacaktım ben? Sana ne çok anlatacak şeyim varmış, sana ne çok ağlayacak şeyim varmış. Keşke yarısını anlatsaydım, keşke yarısını ağlasaydım... Ne bilirdim, nasıl bilebilirdim, bu kadar erken, bu kadar çabuk bize küsüp gideceğini... Küsmedin değil mi?
Ci-Ci "Ne olur anne, baba desen" dedi. (Aaa, ne olur tabii desem.. Senin annen baban benim annem babam sayılır, öyle değil mi? Her ne kadar seninle evlenmemi istememişlerse de, evliliğimizden bu yana en ufak bir yardım yapmamışlarsa da, bana en küçük bir sevgi, bir övgü gösterisinde bulunmamışlarsa da, her yaptığımı, her giydiğimi hep eleştirmişlerse de, senin annem benim annem, tabii, tabii neden olmasın!)
Senin gibi iki çocukla, seni aldatan kocayla, bırakıp gidemeden, evinin duvarlarına yapışmış, balık gözlerinle kalmak mı annelik? Siz olmasaydınız, ben bu hayatı mı yaşardım, sizin yüzünüzden boşanamadım demek mi kutsal annelik? Bu bok dünyaya, ne olacağı belli olmayan bir yaratık peydahlayıp, durmadan onu suçlamak mı annelik? Evin dört duvarı arasına kapanıp, yemeyip yedirip, giymeyip giydirip, durmadan üzülüp, mutsuz olup, korkular, acılar içinde yaşamak mı annelik? Sen neredesin ha anneciğim, sen kimsin? Ne yaptın şimdiye dek kendin için.Umutların hani? Var mıydı ki? Kutsal annelik ha... kut... sal...