" İnsanların keder, aşk, tutku, sıkıntı, hüzün olarak anlandırdıkları şeyler benim için düşlere dönüştürdüğüm fikirlerden başka bir şey değildi; onları hissetmek yerine, açıklamaya, dile getirmeye çalıştım, hayatımı altüst etmelerine izin vermek yerine, onları dramatize ettim, geliştirdim, bir iç bakışla okuyacağım romanlardaki gibi eğlenceli hale getirdim."
"İnsanlar doğar ve ölürlerdi. Yaşamanın anlamı buydu. Bizden öncekiler ölmüştü. Biz ve sonrakiler de ölecekti. Herkes ölürdü çünkü. Buna rağmen, dünyayı sonsuza kadar ikamet edeceğimiz bir yer sanmak ve onun içini döşemeye çalışmak hüzün vericiydi."