Pulkas

Pulkas
Hayata, varolmayışın kutsal sükûnetini bozan faydasız bir zaman dilimi olarak da bakabilirsiniz... Arthur Schopenhauer
104 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bir bireyin bir başka bireyle olan somut ilişkisi dolaysızlık ve insansallık özelliğini yitirmiş, bir kullanma ve araç olarak görme havasına bürünmüştür. Bütün toplumsal ve kişisel ilişkilerde, piyasa yasaları kural haline gelmiştir.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Üretim dizgesi teknik açıdan akla uygundur ama toplumsal açılardan bunun tam tersi bir durum yaşanmaktadır. Ekonomik bunalımlar, işsizlik, savaş, insanın geleceğini belirlemektedir. İnsanoğlu, dünyasını kurmuştur, fabrikalar, evler kurmuştur, otomobiller, giysiler üretmekte tahıl ve meyve yetiştirmektedir. Ama kendi elleriyle ürettiği ürüne yabancı hale gelmiştir, artık inşa ettiği dünyanın efendisi değildir, tersine, bu kul yapısı dünya onun efendisi olmuştur, insan dünyanın önünde eğilmekte, elinden geldiği kadar onu mutlu etmeye, eğitmeye, düzeltmeye çalışmaktadır. Kendi elleriyle yaptığı şey, Tanrı'sı haline gelmiştir. Kişisel çıkarların peşinde gidiyor gibi görünse de gerçeklikte bütün benliği ve onunla birlikte bütün somut gizilgüçleri, kendi elleriyle inşa ettiği makinenin amaçlarına hizmet eden bir araç haline gelmiştir...
Sayfa 132·Kitabı okudu
Alıntı
Çağdaş insanın çıkarlarına hizmet ettiği, çıkarlarına uygun davrandığı "benlik", toplumsal benliktir, bireyin oynaması beklenen ve temel olarak, gerçeklikte yalnızca toplumda yaşayan insanın, nesnel toplumsal işlevlerinin öznel giysilere bürünmüş görüntüsünden başka bir şey olmayan rolünün oluşturduğu bir benliktir bu. Çağdaş bencillik, gerçek benliğin çarpıtılmasından doğan ve nesnesi toplumsal benlik olan oburluktur, hırstır. Çağımızda insan, benliğini sonuna tek ortaya koymasıyla tanımlanıyor gibi görünse de, aslında insanın benliği zayıflatılmış, kişilik bütününün tüm diğer parçaları bir kenara bırakılarak, zeka ve irade gücünden oluşan bir benlik, bütünün küçük bir parçasına indirgenmiştir.
Sayfa 131·Kitabı okudu
Alıntı
Yakın gözlemler, bencil kişinin daima kaygı içinde kendisiyle ilgilendiğini, hiçbir zaman doyuma ulaşmadığını, daima huzursuz olduğunu, her zaman yeterince alamama korkusuyla, bir şeyleri kaçırma, bir şeylerden yoksun kalma korkusuyla hareket ettiğini göstermiştir. Daha fazlasına sahip olabilecek herhangi bir kişiyi kıskanma duygusuyla yanmaktadır. Daha da yakından gözlendiğinde, bu tür kişinin kendisinden hoşnut olmadığı, tersine kendisini hiç sevmediği görülür. Çelişik gibi görünen bu bilmeceyi çözmek kolaydır. Bencillik, işte bu kendini beğenmemekten, kendinden hoşnut olmamaktan kaynaklanmaktadır. Kendisinden hoşnut olmayan, kendisini onaylamayan kişi, sürekli olarak kendi benliğiyle ilgili bir kaygı içindedir. Ancak ve ancak gerçek bir hoşnutluk ve onaylama temelinde var olabilecek içsel güven duygusundan yoksundur. Temelde güven ve doyum duygularından yoksun olduğundan, sürekli kendisiyle ilgilenmeli, her şeyin kendisinin olması açgözlülüğünü yaşamalıdır. Aynı şey, her şeyi kendine istemekten çok kendisine hayranlık duymayla uğraşan narsisist diye nitelediğimiz kişiler için de geçerlidir. Yüzeyde bu kişiler kendilerine müthiş aşık görünürler gerçi ama aslında kendilerinden pek hoşlanmazlar ve -tıpkı bencillikleri gibi- narsisizmleri, temeldeki kendini sevme yoksunluğunu dengeleme görevi görür.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Alıntı
Toplumlarda, kültürün özünü oluşturan öğe, o toplumda en güçlü olan grupların ruhu ya da düşünme biçimidir. Bunun nedeni, kısmen, bu grupların eğitim dizgesini, okulları, kiliseyi, basını, tiyatro-sinemayı denetleme ve böylece bütün bir nüfusa kendi fikirlerini benimsetme gücüne sahip olmasından kaynaklanmaktadır, üstelik, bu güçlü gruplar ünlü ve üstün konumda olduklarından, aşağı sınıflar onların değerlerine öykünmeye, bunları kabullenmeye ve kendilerini onlarla özdeşleştirmeye dünden hazırdırlar
Sayfa 127 - Erich Fromm·Kitabı okudu
Alıntı